Son dönemde sıklıkla yaşanmaya başlanan protesto olaylarına rağmen Hong Kong(HK) ekonomisinin dünya çapında ne kadar saygıdeğer olduğu göz ardı edilemez bir gerçekliktir. Heritage Foundation’ın Özgür Ekonomi İndeksi’ne göre 20 yıldır en özgür ekonomiye sahip olan HK, sürdürülebilir, kendini yenileyebilen ve stabil ekonominin hangi sacayaklarına sahip olduğunu anlamada işimize yarayabilir. Bunun yanında hala kriz yaşama korkusuyla yuvarlanan Türkiye ekonomisini daha stabil ve güvenilir hale getirmek için de bize iyi bir örnek olabilir. Araştırmada  bölgesel siyasi ve idari bazı durumlar ekonomik temelleri öne çıkarmak için gözardı edilmiştir,

İkinci olarak, Hong Kong ekonomisini günümüzdeki konumuna getiren oluşum süreci de incelenektir. Bu süreç, 1842 yılında HK adasının Britanya’ya teslimi ile başlayıp 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyetinin kurulması ile son bulan birinci dönem, 1949’dan 1978’deki reform hareketlerine kadar ikinci dönem, 1978’den 1997’de Çin ile birleşmeye kadar olan üçüncü dönem, 1997’de başlayan ve 2002 sonralarına kadar devam eden Asya Mali Krizini kapsayıp günümüze kadar gelen dördüncü dönem olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır.

1.    1842’den 1949’a kadar Hong Kong

HK’un ekonomik olarak önemli olmasının sebebi birinci dereceden coğrafi konumuyla alakalıdır. Çünkü bulunduğu yer itibariyle Çin’in ve özellikle de Guangdong bölgesinin Güneydoğu Asya denizine ve oradan da dünyaya açılan kapısı konumundadır. Fakat bu özelliğin çok geriye giden bir tarihi yoktur. 1841 yılında HK’da yaklaşık 7500 Çinli bulunurken, 1859 yılında nüfus 86ooolere varmıştı. Bunun da asıl nedeni 1842 yılında Çin ile Britanya arasında imzalanan Nanjing anlaşmasıdır. Afyon savaşları neticesinde yenilmiş bulunan Çin’e uygulanması planlanan yaptırımları kapsayan anlaşmanın en önemli maddelerinden biri de HK adasının Britanya’ya verilmesidir. Böylece Çin ile yapılan ticaretlerde o zamana kadar daha çok ilgi gösterilen olanBritanya’ya daha yakın olup, askeri üs özelliği de bulunan bir rakip çıkmışdır.

Bu dönem içerisinde HK ekonomisi ağırlıklı olarak gemicilik, bankacılık ve ticari şirketlerden oluşmaktaydı. Tabii olarak yıllar içinde yerel halkın ihtiyaçları uyarınca bazı ekonomik gelişmeler oldu. Ayrıca gemi sektöründe de Britanya askeri ve ticari gemileri nedeniyle gelişmeler yaşandı. Yalnız bu gelişmelerin HK ekonomisini normalin çok çok üstüne çıkardığı gibi bir kanıya varmak yanlış olacaktır.

Bu dönemde HK iki temel sorunla karşılaştı. Birinci sorun küreseldi, özellikle 1929 da başlayan Amerika kaynaklı Dünya Ekonomik Buhranı HK için de ekonomik manada zor geçti. Aynı dönem içinde Çin gümüş fiyatlarının uluslararası piyasadaki dalgalanmaları, ağırlıklı olarak Çin ile ticaret yapan HK’u kötü etkiledi. İkinci sorun ise bölgeseldi, Çin’in yaşadığı sorunlar ile alakalıydı. Az önce de belirttiğimiz gibi HK ticareti ağırlıklı olarak Çin pazarını dünyaya açıyordu, pazar içinde çıkan sorunlar doğal olarak HK ticaretini kötü etkiliyordu. Örnek vermek gerekirse 1911 yılındaki milliyetçi devrim, 1937-1945 arası Çin-Japon savaşı ve 1945 sonrası İç Savaş bunlardan olacaktır. Fakat burada söylmeden geçemeyeceğimiz çok önemli bir ayrıntı vardır, o da Çin içinde yaşanan sorunların ileride sıçrama yapacak olan HK için kapital ve girişimci biriktirme manasına geldiğidir.ekten de Çinli sermayedarlar ve yatırımcılar Çin’in durulmasını beklemektense o zaman için daha güvenli ve stabil görünen HK’a gidiyorlardı. Bu yatırımcıların HK’a ne kattıklarını bir sonraki bölümde işleyeceğiz.

Bir sonraki bölüme geçmeden önce, iyi bir ekonominin ilk altın kuralını belirtmek gerekir. Kapital ve onu kullanmaya azimli girişimciler hızla dönen bir ekonominin ateşleyici güçleridir. Bir an için herkesin parasını sakladığı ve yatırım yapmadığı bir durum tahayyül edilirse mevzu daha iyi anlaşılabilir. Bir örnek vermek durumu açıklığa kavuşturacaktır. Mesela Çin’in son zamanlarda aldığı halkı yatırıma teşvik eden, yastık altındaki paraları çıkartmayı amaçlayan, bu bağlamda şirket açmayı kolaylaştıran politikalar örnek olarak gösterilebilir. Sonuç olarak, kapital ve girişimci, iyi bir ekonomi için gayet önemlidir.

2.Savaş Sonrası Endüstrileşme 1949-1978

Çin Halk Cumhuriyeti, 1949 yılında kurulduktan sonra gerek devlet politikaları sebebiyle gerekse de ABD ve BM’nin uyguladığı ticari ambargolar sebebiyle dış dünyadan izole bir hal aldı. Lakin yiyecek ve suyun insan için sahip olduğu önem, HK’un gözünde Çin’in önemini kaybetmemesi adına dayanak noktası oldu, çünkü HK su ve unun neredeyse tamamını Çin’den alıyordu. Meselenin diğer yönü ise unun ucuza mal olarak işçi merkezli sanayi mesabesinde olan HK ekonomisinde maaşların düşük kalmasını sağlamasıdır.

HK’un asıl büyümesi ambargo sonrasına denk gelen endüstrileşme ile doğrudan ilişkilidir. Gerçekten de HK bu dönemden sonra Çin’e olan bağımlılığını azaltarak kendi sanayisini oluşturmaya başlamışdır. 1945’den beri Çin’den kaçıp HK’a gelen yatırımcılar HK’da sanayinin oluşmasında önemli role sahip oldular.  En dikkat çeken örnek de 1950 yılında Şanghay’dan gelen yatırımcıların pamuk işleme atölyeleri kurarak HK’da sanayi adına ilk adımı atmalarıdır. Böylece 1950’de tekstil ile başlayan sanayi serüveni 1960’larda dereceli olarak dallanarak plastik, elektronik, giyim ve benzeri sektörlere yönelmiştir.

Bu dönemde HK ekonomisinin büyümesinde kendine has iki temel etken  vardır. Birincisi, HK sanayisinde Küçük-Orta Büyüklükteki İşletmelerin(KOBİ) yerinin çok büyük olmasıdır. 1955 yılında imalat kurumlarının 100 veya daha az işçiye sahipti. Bu oran 1975’te %96.5 olmuşken 2002’ye geldiğimizde %98’e çıkmıştır.  Fikir vermesi açısından bakacak olursak; 1968 yılında HK’un Britanya’ya ithalatının %42’si KOBİ’ler tarafından sağlanmıştır. 2002 yılında özel sektördeki istihdamın %60’ını yine KOBİ’ler desteklemektedir.

İkincisi, 19 kadar devletin aktif endüstriyel planlamaya girişmemesidir. Bunun sebebi kısmen hükümetin elinin göç edenlere ev yapmakla dolu olması, kısmen de serbest pazara o ideolojik sempatiydi. Gerçekten de Adam Smith’in görünmeyen el olarak özetlediği serbest piyasa ekonomisi HK’da cisimleşmişti. Ekonomiye karışmayarak onun kendi mecraını bulmasını ve gelişmesini sağlayan bu etken HK ekonomisinin patlamasının bir diğer önemli sebebidir.

HK ekonomisinin vergi azlığı (en yüksek vergi yüzde 15-20 dolaylarında), rahat istihdam yasaları, devletin borcunun olmaması ve serbest ticaret gibi özelliklerinin yanı sıra devletin ekonomiye karışmak yerine yaptıkları ve ekonomiyi dolaylı olarak geliştirmeye yönelik programları da oldukça öneme haizdir. Örneğin göç edenler için yeni sanayi şehirleri kurulmuştur. Bu şehirlerin kurulması için gereken arazi ıslahı, altyapı çalışmaları ve toplu konutlar devlet eliyle yapılmıştır. Bunun neticesi olarak yaşam için gereken para ve işçi maaşları alt seviyelerde kalmıştır. Böylece sanayi ve imalata dolaylı yoldan destek çıkılmıştır. Devlet eliyle yapılan bir diğer önemli hamle ise eğitimdedir. 1966’da okul çağındaki öğrencilerin %99.8’inin ilkokula gittiği, 1978’de ise 15 yaşına kadar eğitimin ücretsizleştirildiği gerçeği mesele adına fikir vermesi bakımından önemli ve yeterlidir.

Tabii ki bu dönemde HK ekonomisi için kötü de oldu. Örneğin 1959’dan itibaren Britanya ile yapılan ticarette ihracatı kısıtlayan anlaşmalar imzalandı. Buna rağmen HK’lu ihracatçılar başka pazarlara yayılmak suretiyle üretimlerini artırdılar. Yine 196 başlayan kültür devriminin negatif etkileri, 19 yaşanan küresel petrol krizi, 19e yaşanan politik sıkıntılar ve nihayet 19 Çin’e geri dönme olayları ekonomiyi kötü etkilemiştir. Lakin diğer dönemlerdeki yükselmelere nazaran bu düşüşler her ekonomide yaşanabilecek türden normal süreçlerdir.

Üçüncü bölüme geçmeden önce ekonominin bir altın kuralına daha değinmek istiyorum. Bu altın kural üretimdir, üretkenliktir. Bir toplum ürettiği kadar iş görebilir, ürettiğini satabilir. Gregory Mankiw’in de kitabında belirttiği gibi ABD’nin kalkınmasının en önemli sebebi ABD insanının sahip olduğu üretkenliktir. GDP kavramındaki P üretim demektir. Bu altın kuralı da hatırladıktan sonra üçüncü bölüme geçebiliriz.

3.Çin Reformları ve Çin ile Birleşme

1978’de Çin’in yeni yol haritasını ortaya koyan Açık Kapı Politikası HK ekonomisi için bir dönüm noktası olmuştur. Bu politika neticesinde anakara ve HK yakınlaşarak geleneksel rol paylaşımına geri dönmüşlerdir ve HK yeniden anakaranın ana mali ve finansal servis sağlayıcısı olmuştur, diğer bir değişle HK Çin’in dış dünyaya açılan kapısı tekrardan oturmuştur. 1978’den 1997’ye anakara ile HK arasındaki ticaret yıllık ortalama %28 oranında artmıştır. Aynı zamanda HK’daki emeğe dayalı iş sektörleri anakaraya kaymaya başlamıştır. Özellikle Çin’in Guangdong eyaletinin İnci Nehri deltası etrafı bu durumu özetler niteliktedir. 1997 sonunda, HK’un Guangdong’daki toplam yatırımı 48 milyar doları bulmuştur, bu da buradaki yabancı yatırımın %80’ine tekabül etmektedir. HK firmaları bölgede beş milyonluk bir istihdam kapasitesi de meydana getirmiştir. 1997’ye kadar bu yatırımlar genel olarak ihracat eksenli iken 1997 sonrasında finans ve turizm alanlarına da sıçramıştır.

Bu süreçte asıl önemli olan şudur: HK ekonomisi içinde belli bir yeri olan imalat sektörü HK dışına taşınırken HK içinde yıllık büyümede azalma olmamış ve işsizlik oranlarında bir fırlama yaşanmamıştır. Bunun en önemli sebebi imalatta işini kaybedenlerin hizmet sektöründe kolaylıkla iş bulabilmesidir ki o zamanki sektörel veriler bize bunu açıkça göstermektedir. İmalatta göze çarpan azalmanın aksine finans sektöründe inanılmaz bir artış yaşanmıştır.

4.1997 Asya Mali Krizi ve Sonrası

1997 yılında HK Çin’e yasada da kendine yer bulan “bir ülke-iki sistem” politikasıyla katıldı. Böylece HK’un mali sistemi değişmemiş oldu. Zaten Çin’e ekonomik bazda bu kadar katkıda bulunan bir limanını kapatması da kendi ekonomik sistemi açısından hiç mantıklı bir hareket olmazdı.  Her ne kadar HK içinde birşey değiştirilmemiş de olsa Asya’yı büyük bir sürpriz bekliyordu, Asya Mali Krizi. Tam da HK’un Çin’e katıldığı hengamede Kriz patlak verdi. Kriz en önce hisse değerlerindeki düşüşle ve borsadaki dibe vuruşla kendini gösterdi. Bu da HK’un krizden birinci derece darbe aldığını gösterir. Lakin ekser Asya ülkesinden farklı olarak HK ve anakara paralarını devalüe etmek yerine Amerikan Dolarına sabitleyerek krizden kurtulmaya çalıştılar. Bununla aynı zamanda SARS hastalığının da Asya’yı vurması HK’u ekonomik olarak darboğaza soktu. İşsizlik seviyeleri %6 lara ulaştı. Böyle bir durum HK’u Çin ile ilişkilerini geliştirmeye zorladı. Krizden nisbeten daha az etkilenen anakaraya bağlılık da böylece artmış oldu.

2014 Eylülünde Çin’in tam entegasyona dair tasarılarını açıklamasından sonra HK’da “Occupy Central(Merkezi Ele Geçir)” adlı öğrenci hareketi ortaya çıktı. Bu hareketin Lantau adası, Kowloon ya da başka bir yeri değil de Central’ı ele geçirmek istemesinde finans sektörünün göbeği olan bu yeri kitleyerek ses getirmek etkili olabilir. Protestonun haklı olup olmaması konu dışı olup bizim için önemli olan HK ekonomisindeki finansın yeridir. Hizmet sektörü, bankacılık, finans, turizm ise günümüz HK’unun en önemli ekonomik sütunlarıdır.

Yeri gelmişken 2014 yılı üçüncü çeyrek HK Ekonomik Raporu ile ilgili bazı ayrıntıları da paylaşmamız günümüz HK ekonomisini anlamak adına çok değerlidir. Rapora göre Avrupu Birliğindeki ekonomik bunalımın ne zaman biteceğinin belli olmaması, çeşitli bölgelerdeki jeopolitik çekişmeler, ABD para politikalarındaki normalleşmenin para akışında meydana getireceği ters akımın oluşturabileceği riskler ve turist harcamalarında meydana gelen düşüşler eğer devam ederse HK ekonomisini ve istihdam seviyesini kötü etkiliyebilir. Bunlar genel büyümeyi kötü etkilerken enflasyon oranlarında ise bölgeiçi kira fiyatlarının düşmesi, maaşlardaki düzenli artış, uluslararası ürün fiyatlarındaki stabilite ve büyük ithalat alanlarındaki zayıf enflasyon trendi gibi sebeplerden ötürü düşüş yaşanacağı öngörülüyor. İkinci çeyrekteki GDP büyümesi ise %1.8 olarak belirtilmiş. Enflasyon %3.5 olurken işsizlik ise %3.2’de kalmıştır.

5.    Ekonomik Başarıya Giden Yol

HK şu an dünyada en başarılı ekonomilerden birisi olarak kabul ediliyor. Heritage Foundation’ın yıllık Serbest Ekonomi İndeksinde 20 yıldır birinci olan HK’tur. Yedi milyonluk nüfusuna üçyüzelli milyar dolarlık bir GDP oluşturtup kişibaşı yurtiçi hasılayı dolar seviyesine getiren de HK’tur. HK örneğinden öğrenebileceğimiz çok şey var. Öğrenebileceğimiz bu şeylerden  üç tanesi yukarıda; kapital ile onu kullanacak girişimci, üretkenlik ve ucuz iş gücü olarak sıralanmıştır. Bu değerlerin akılcı kullanılması ve yaygınlaştırılması ile herhangi bir ülke ekonomisinin normal seyrinin üstüne çıkması oldukça normaldir. Lakin her ülkenin, ülkesel, bölgesel ve global konjönktürde bu kuralları implemente etmesi reel durumlar bazında tekrar gözden geçirilmelidir. Burada vermeye çalıştığımız yalnızca ekonomik başarıda altın kuralların HK örneğinde göze çarpanlarıdır. Bu nedenle yukarıda açık olarak belirttiğimiz üç altın kuralın yanısıra belirtmediğimiz daha birçok nokta olduğu da akıldan çıkarılmamalıdır. Bölgesel faktörlerin heryerde önemli olduğu unutulmamalı önemli olanın zorluklar karşısında elastikiyetini koruyabilen ve kriz yaşasa bile hemen ardından toparlanmasını bilen özgür ve dayanıklı bir ekonomi kurmak ou

 

Kaynakça

Economic History of Hong Kong, Catherine R. Schenk, University of Glasgow

Hong Kong SAR Government, Half-yearly Economic Report& Updated economic forecasts for 2014, 15 August 2014

Gregory Mankiw, Principles of Microeconomics, sixth edition, Peking University Press, 2012

http://en.wikipedia.org/wiki/Economy_of_Hong_Kong