Çin’de İslam karşıtlığı yükseliyor mu?

0
247 views

Geçtiğimiz bir kaç yıl içerisinde başta Batı dünyasında olmak üzere yükseliş eğiliminde bulunan İslamofobi ya da İslam karşıtı söylemler, Ortadoğu ve İslam dünyasının içinde bulunduğu durumla birlikte küresel bir söylem eğilimine girdi. Resmî rakamlara göre 23 milyondan fazla, gayri resmi hesaplamalara göre bir kaç kat daha fazla müslüman nüfusu olan Çin’de de söz konusu eğilimler kendince yer bulmaya başladı.

Geçtiğimiz iki hafta içerisinde Çin gündeminin en önemli toplumsal konularından birisi, Çin’in Twiter’i olarak bilinen ve 300 milyondan fazla aktif kullanıcısı olan mikro blog sitesi Weibo üzerinden yürütülen İslam karşıtı söylemler ve buna karşılık yöneltilen tartışmalardı. Burada öncelikli olarak Weibo mikro blog platformuna ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Medya ve diğer yayın organlarının özel sektörde gelişme imkanı bulamadığı Çin’de, toplum gündeminin nelerle meşgul olduğunu öğrenmek adına halkın çoğunlukla katılım sağladığı sosyal medyanın çok önemli ve ayrı bir yeri var. Bunlar içerisinde Weibo ise Çinde halkın görüş, düşünce ve eleştirilerini diğer platformlara nazaran daha rahat ve özgür yansıtabildiği bir araç konumunda.

Çin’de son günlerde tartışma konusu olan İslam karşıtı söylemlerin aslında 2002 yılında ilk kez yasa taslağı olarak sunulan “Helal Gıda Yasası” teklifine dayanan geçmişi var. Çin Devlet Konseyi 2002 yılında ilk kez “Helal Gıda Yasası” çalışmalarını yapmak üzere Çin Etnik İşler Komisyonu’na yetki verdi. Komisyonun 2006 yılında hazırladığı yasa taslağı, 2007 yılında ülke genelinde eyalet ve kurumların taslak üzerindeki değerlendirmeleri ile son halini aldı. Uzun bir süredir yasalaşmayı bekleyen taslak 2015 yılında Çin Ulusal Halk Meclisi Müslüman üyelerinden Ma Xiangyou’un taslağın bir an önce yasalaşmasını gerektiği fikrini sunmasıyla konu Çin’in gündemine  tekrar girdi. 2016 yılında Çin Ulusal Siyasi Komite üyesi Müslüman Ma Guoquan’in yasa teklifini meclis görüşmelerinde tekrar gündeme getirmesi tartışmaların alevlenmesine neden oldu. Son tartışmaların ardından 2016 Mart ayında Çin Devlet Konseyi “Helal Gıda Yasası”nı yasa çalışmalarından çıkararak, araştırma projesi konumunda değerlendirmeye aldı.

“Helal Gıda Yasası”nın ana nedenini oluşturduğu tartışmalarda karşıt iki tarafın savunduğu görüşlerde, yasayı destekleyenler Çin’deki Müslüman azınlıkların temel hakları açısından Çin ana yasasına uygun bir uygulama olduğu fikrinde. Karşıt görüşü savunanlar ise helal gıda yasası tasarısının yasalaşmasıyla İslam Hukuku’nun Çin anayasasına sızacağı, Çin anayasasının İslam Hukuku üzerinde olduğu ve söz konusu yasanın eklenmesiyle Çin anayasasının geneli kapsayıcı özelliğini bozacağı fikrinde.

Çin toplumundaki tartışmalar yukardaki arkaplan çerçevesinde gerçekleşsede konu zamanla helal gıda yasasından çıkarak İslam karşıtı tartışmaların yaşandığı bir boyut aldı. Tabi tüm bu gelişmelerin yaşandığı süre zarfında toplumda Çinli Müslümanlar ve Hanlar(Çinliler) arasında yaşanan  somut olaylar tartışma boyutunun farklı yöne kaymasına neden oluyor. 2015 yılında Çin’in Qinghai eyaletine bağlı Xining şehrinde, helal ürün satan bir pastanede servis aracının içerisinde domuz eti vb. helal olmayan ürünlerinde yer almasının fark edilmesiyle Çinli Müslümanlar söz konusu pastaneye yıkıcı zarar vermişlerdi. Yine aynı yıl içerisinde Çin’in Xian şehrinde Müslümanlar sokak yürüyüşü gerçekleştirerek alkollü içeceklerin helal restoranlarda satışını protesto ettiler. Bu ve benzeri medyaya yansıyan ve yansımayan, özellikle cami yapımı ve yıkımı ile ilgili olaylar Çin’de geçtiğimiz yıllarda sıkça meydana geldi.

Son gelinen noktada tartışmalar ile Çin’de 1000 yılı aşkın bir süredir var olan İslam ve Müslümanlar Çin’in ulusal güvenliğine gizli tehlike oluşturan “beşinci kol” faaliyetleri olarak görülmekte. Çin toplumunun bu algılamasına neden olan temel bakış açısı, sözde İslam adına yapılan radikal eylemleri dine bağlayarak tüm Müslümanları ve İslam dinini zan altında bırakan kitlesel bir yorum çıkarılması. Bir diğer etken ise Çin milliyetçiliğinin söz konusu tartışmalar üzerindeki olumsuz etkisi. Özellikle “İnternet Milliyetçiği”nin bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde gündemi şekillendirdiği Çin’de, sosyal medya üzerinden yapılan İslam karşıtı kampanyalar ülke genelinin İslam ve Müslümanlara olumsuz bakışını doğrudan etkiliyor. Toplumun yoğun tepkilerine neden olan bu ve benzeri konular ise belirli bir seviyeden sonra Çin karar alıcılarını daha sert ve keskin kararlar almaya yönlendiriyor. Helal gıda yasasıyla başlayan bu süreçte, Çinli Müslümanların yasal ve hukuki bazı talepleri artık devlet nezdinde radikalleşmenin başlangıç aşaması olarak görülerek, bu duruma karşı farklı politikalarla mücadele etme eğilimine götürüyor. 24 Aralık 2016 tarihinde Çin’in Nignxia Müslüman Özerk bölgesi Çin Komünist Parti sekreteri Li Jianhua’nın konuyla ilgili yaptığı açıklamalar oldukça dikkat çekiciydi. Parti sekreteri Çinli Müslümanların yoğun yaşadığı bölgelerde ‘Araplaşma’ eğilimi olduğu ve ülke dışı İslami akımların Çin sınırlarına sızmaya çalıştığını belirterek, konunun dinden çıkarak siyasi bir boyut aldığını aktarmıştı. Nitekim konuşmasının akabinde hayvan etleri ve yağları dışındaki helal sertifikasının kaldırılacağı, Çinli Müslümanların yoğun yaşadığı bölgelerde ilk okul seviyesinde Arapça derslerinin kaldırılacağı ve Arapça’nın Çinli Müslümanların dili olmaması gerektiğini savundu. Bu gelişmeler doğrultusunda Ningxia bölgesinde açılan Çin’in ilk Helal Sanayi Bürosu kapatıldı, ayrıca her yıl yine aynı bölgede geleneksel olarak düzenlenen Müslüman Çinli İş Adamları Genel Kurulu toplantıları 2017 yılından itibaren yapılmama kararı alındı. Bir diğer örnekte ise yakın zaman içerisinde yine Ningxia bölgesinde üç dil (Çince, İngilizce ve Arapça) üzerinden hizmet veren sokak tabelaları vb. uygulamalardan Arapça kaldırılmıştı.

Çin’de ayrılıkçı faaliyetler içerisinde bulunan bazı terör örgütleri Çin’in uzun zamandır ciddiyetle mücadele ettiği bir konuydu. Son yıllarda Ortadoğu’da artan radikal eğilimler ve IŞİD gibi terör örgütlerinin sınırları dışındaki bölgelere olan terör eylem kapasitesi ve sempatizan kazanabilme yetisi Çin’i son bir kaç yıldır daha da tedirgin ederek keskin önlemler almaya yöneltti. 30 yılı aşkın bir süredir istikrarlı ve gelişen bir ekonomik büyüme gösteren Çin radikal grupların ve terörist faaliyetlerinin bu istikrarı, daha da ötesinde ülke birliğini bozmaması için  sıkı bir çalışma yürütüyor. 2015 yılında yürülüğe giren yeni “Terörle Mücadele Yasası”nı içeriği itibariyle bu konu üzerinde değerlendirmek doğru bir tespit olacaktır. Fakat son haftalarda sosyal medya üzerinde gündem olan İslam karşıtı söylemlerden çıkarılacak başka tespitlerde mevcut. Öncelikle halkın çoğunun inançsız olduğu Çin’de yönetimin din politikasını kendi ideolojik kalıplarına sığdırma çalışması inançlı insanlar tarafından ters tepki görüyor. Bir diğer konu ise Çin’in toplumsal alanda nasıl bir laiklik politikası izlemesi gerektiği. Mevcut durumda Çin’in laiklik politikası daha çok dışlayıcı laiklik eğiliminde, özellikle Çinli Müslümanların yoğun yaşadığı bölgede Çin’in pasif laiklik modelini ön plana çıkarması sorunları çözme adına daha uygun bir yöntem olacaktır. Çinli Müslümanların eğitim seviyesi, kendi içerilerinde farklı gruplaşmalar oluşturması, hatta bazıları itibariyle radikal eğilimlerde olmaları sorunun diğer yüzünü teşkil ediyor.

Son günlerde sosyal medya üzerinden yürütülen İslam karşıtı kampanyaların ve söylemlerin ileride nasıl bir boyut kazanacağı belirsiz. Fakat Çin’in din politikası, laiklik uygulamaları ve Çinli Müslümanların olaylara tepkisi gidişatı belirleyecek önemli unsurlar. Çin devletinin son günlerdeki bu tartışmalara olumlu bir adım atarak konuyu daha kontrol edilebilir bir seviyeye çekmek istemesi ise iyi bir gelişme olarak görülebilir. Hükümet yanlısı Global Times gazetesinde Arap çalışmaları uzmanı Prof.Ding Long’un ‘İslam karşıtı söylemler milli birliğimizi bozuyor’ başlıklı yazısı tartışmaları yumuşatma adına atılmış olumlu bir adım oldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here