Tayvan, Batı Pasifik Okyanusunun doğudan ve güneyden Çin Deniziyle çevrili Çin Halk Cumhuriyeti’nin güneydoğusunda bulunan bir Çin ada cumhuriyetidir. Tayvan geçmişten günümüze kadar hep Çin ile özdeşleşmiş ve onunla birlikte var olmuştur. 1949 devrimiyle Tayvan’a yerleşen Guomindang hükümetinin varlığını sürdürmesiyle Çin ana karasında ve Tayvan adasında ortaya çıkan Çin’i temsil eden iki siyasal otoritenin varlığı ve izlediği politikalar günümüz Tayvan sorununun kökenini oluşturmaktadır.

Tayvan’ın Tarihçesine Genel Bakış

Çin’in Güney doğusunda bulunan Tayvan adasının tarihi yaklaşık 3.yy kadar dayanmaktadır. Tarihi kayıtlara göre, Sun Quan [1]230 yılında on bin deniz askerine başkanlık eden General Weiwen ve Zhu Gezhi’yi Tayvan’a gönderdi. Bu çıkartmalar sonucunda Çin ana karasının bilim ve kültür birikimi Tayvan’a taşınmaya başladı. 6. yüzyılın sonunda ve 7. yüzyılın başlarında hüküm süren Sui hanedanı döneminde İmparator Yang Guang[2], Tayvan’ın farklı örf ve adetleri hakkında bilgi almak ve yerel halkla dostluk ilişkilerini kurmak için üç kez heyet gönderdi. Bundan sonra Tang hanedanından Song hanedanına kadarki 600 yıl içinde, Çin’in ana kesiminin sahil bölgelerinde, özellikle Fujian eyaletinin Quanzhou ve Zhangzhou bölgelerinde yaşayanlar, savaştan kaçmak için Tayvan’a taşındılar ve oradaki bakir toprakları tarıma açma çalışmalarıyla uğraştılar. Çin’in Tayvan’da özel yönetim kurumları kurması 13.yy itibaren başladı. 16. yüzyılın ortalarından sonra, İspanya, Portekiz ve diğer yabancı ülkeler Tayvan’a saldırarak enerji kaynaklarını ele geçirdiler ve son olarak Hollandalılar 1642 yılında İspanya’nın Tayvan’ın kuzeyindeki üssünü ele geçirerek, Tayvan’ı kendi kolonisi haline getirdi. Hollandalı sömürgeciler Tayvan halkına baskılarının sonucunda halk Zhen Chengong[3] önderliğinde Hollandalıları adadan kovarak Tayvan’ı geri aldı.

Qing hükümeti, 1683 yılında Tayvan’a asker göndererek saldırdı. Zhen Keshuang ve askerleri teslim oldular. Qing hükümeti Tayvan’da bir belediye ve üç ilçe kurdu. Bunlar, idari açıdan Fujian eyaletine bağlandı. Böylece Tayvan, tekrar Çin merkezi hükümetinin ortak yönetimi altına alındı ve Tayvan, birleşik bir ülkenin ayrılmaz parçası haline geldi.

Japonya, 1800’lü yılların ikinci yarısında “Minzhi Reformu”yla[4] kapitalist gelişme yoluna çıktı ve 1894 yılında Çin’e savaş açtı. Tarihe, “Jiawu Savaşı[5]” olarak geçen bu savaşta yenilgiye uğrayan Qing hanedanı hükümeti, 1895 yılında Japonya ile Maguan Anlaşması’nı imzalayarak Tayvan ve Penghu adalarını Japonya’ya verdi. Tayvan bundan sonra Japonya’nın kolonisi haline geldi. Tayvan Japonya tarafından 50 yıl süreyle işgal edildi.

Tarihi gerçekler ışığında, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki uluslararası anlaşmayla Tayvan’ın Çin topraklarının bir parçası olduğu onaylandı ve Çin’e geri verildi. Çin, ABD ve İngiltere arasında 1 Aralık 1943’te imzalanan “Kahire Deklarasyonu’nda Japonya’nın ele geçirdiği Tayvan topraklarını Çin’e geri verildiği belirtildi. Ancak Tayvan’a yeniden kavuşulmasından sonra o dönemde Çin’i yöneten Guomindang Partisi, çok yanlış bir politika izleyerek Tayvan halkına askeri dikta rejimi uyguladı. Ayrıca, yetkililerin kötü yönetimi ve yolsuzlukları, Tayvan halkı ile yöneticiler arasındaki çekişmeyi şiddetlendirdi. Tayvan halkı 28 Şubat 1947’de Guomindang Partisi yönetimine karşı silahlı ayaklanma düzenledi. Guomindang Partisi, çok sayıda askeri Jirong’a göndererek ayaklanmayı kanlı biçimde bastırdı. Bu olayda ölü sayısı 30 bini geçti ve tarihte “28 Şubat” olayı olarak adlandırıldı.

Çin halkı, Çin Komünist Partisi(ÇKP) liderliğinde, 1 Ekim 1949’da Guomindang yönetimini devirdi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşu ilan edildi. Çin’in ana kesiminin kurtuluşu öncesinde Çan Kay Şek ve Guomindang Partisi’nin bazı askeri ve siyasi yöneticileri Tayvan’a kaçtılar. Bu kişiler, ABD’nin koruması ve desteğiyle Tayvan’da kalmaya başladılar ve bu da Tayvan’ın Çin’in ana kesimiyle bir kez daha ayrılmasına yol açtı.

Tayvan’ın Çin İçin Önemi

Tayvan, Çin’in güneydoğu sahillerinin doğal koruma duvarıdır. Jeo-stratejik konumu itibariyle ABD için Küba, Türkiye için ise Kıbrıs gibidir. Ayrıca Tayvan Çin için, Asya-pasifik bölgelerinde etkisini sürdürmek ve süper ülke olma arzusunu gerçekleştirmek bakımından büyük önem taşımaktadır. Tayvan Çin’in Hainan eyaleti olan ada ile karşı karşıyadır ve aradaki boğaz Çin’in deniz trafiği bakımından önemlidir. Tayvan boğazının uzunluğu 220 mil, ortalama genişliği ise 90 mildir. Her gün bu boğazdan geçen gemilerin sayısı ortalama 100 civarındadır.

Çin’in dört deniz yolundan üçü güney Çin Deniz’indedir. Çin deniz kıyısının uzunluğu 18400 km olmakla beraber, Güney Çin Denizi adalardan kurulu ülkeler tarafından çevrili durumdadır. Yani yarı kapalı bir haldedir. Bu durumda Çin’in okyanusa çıkabilmesi için, cazip yol Tayvan Boğazıdır.

Tayvan’ın Çin için önemini özetle şöyle sıralayabiliriz;

  • Çin’in güney doğu kıyılarında ulusal güvenliği sağlaması açısından önemli bir bariyer görevi görmektedir.
  • Tayvan, Çin’in Doğu Denizi ve Güney Deniz’inin stratejik ilişkilerini kontrol altında tutmaktadır.
  • Çin’in uzun vadede Dünyada süper gücü olma planının, özellikle Pasifikte bölgesel güç olması yoluna açılacak önemli bir genişleme politikasıdır.
  • Tayvan, Çin’in ekonomik gelişmesini ve güvenliğini derinden ilgilendirmektedir.
  • Japonya’nın ulusal çıkarlarını önleme yönüyle önemli bir kalkan ve üs görevi görmektedir.
  • ABD’nin Pasifikteki batmayan uçak gemisini çevreleme ve Pasifikte ABD etkisinin azaltılması yönüyle önemli bir konumdadır.
  • Tayvan’da bulunan bol yer altı kaynakları ve Pasifikte bulunan petrol kaynakları yönüyle de önem teşkil etmektedir.

Yukarıda belirttiğimiz maddelerle de anlaşıldığı gibi Tayvan Çin için birçok açıdan önem arz etmektedir. Tayvan’ın tam özgürlüğe kavuşması durumunda ise bölgede oluşacak bir siyasi otorite boşluğuyla Çin; ABD ve Japonya’nın baskısını daha fazla hissedecektir. Bu durum Çin’in uluslar arası alanda itibar kaybetmesine, ABD ve Japonya Pasifikte daha aktif duruma gelmesine ayrıca Çin’in Pasifik’te deaktif duruma gelmesine sebep olacaktır.

Tayvan Sorunun Ortaya Çıkışı ve Tek Devlet İki Sistem Politikası

1949 devrimiyle Çin ve Tayvan adası gibi iki otoritenin varlığı ve izledikleri politikalar günümüzde Tayvan sorunun temelini oluşturmaktadır.

Tayvan sorununun başlangıcı Amerikan’ın Soğuk Savaş sonrası Asya-Pasifikte oluşturduğu genişleme ve çevreleme politikasının bir eseridir. Soğuk savaş sonrası Çin’i kendine rakip olarak görmeye başlayan Amerika, Tayvan’ı müdahale yakınlığı ve jeopolitik konumunu özellikleri açısından kendi için önemli bir adres olarak görmüştür Savaş şartlarının değişmesiyle Rus-Çin ilişkileri bozulmaya başlamış; bunu fırsat bilen Batılı güçler Çin ile ilişkileri düzeltme yolunda ilk adımını atmış ve 1971’e kadar resmi temsil organı olarak tanıdığı Tayvan’ın yerine Çin Halk Cumhuriyetini koymuştur. Böylece Tayvan uluslararası alanda koltuğu Çin Halk Cumhuriyetine devretmek zorunda kalmıştır. Batıda bu gelişmeler yaşanırken ABD 1972[7] yılında Çin ile ilk resmi bildiri imzalamış, bu bildirilerin ardından 1979[8] ve 1982’de[9] Tayvan ile ilgili bildirimler yayınlamaya devam etmiştir. Bu yakınlaşmanın sonucunda ABD, Çin Halk Cumhuriyetini Çin’in tamamını temsil eden bir otorite olarak kabul etmiştir.

Tayvan’da 1987 yılı seçimlerinde ada demokratikleşme sürecine girmiş ve bağımsızlık yanlısı parti iktidara gelmiştir. Bu durum Çin Halk Cumhuriyetinde büyük tepkilere neden olmuştur. ABD ise yapılan antlaşmanın aksine Tayvan’a silah satışını arttırmış ayrıca 1995’de vize sağlayarak giriş çıkışlarına izin vermiştir. Bu olaylar karşında Çin’in tepkisi sert olmuş 1995- 1996yıllarında ortaya çıkan Tayvan Boğazı Krizi[10] iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiştir.

Bununla birlikte Çin Hükümeti Tayvan sorununu her fırsatta barışçıl yollarla çözmek istediğini dile getirmiştir. Bunun bir sonucu olarak Tayvan’la aynı kaderi paylaşan Hong Kong, Macao,  gibi yerlerde Deng Xiaoping önderliğinde‘’Tek Devlet İki Sistem’’[11]fikrini öne sürmüştür.

1996’daki krizde Tayvan’ın en büyük destekçisi olan ABD’nin politikası 11 Eylül 2001’de o dönemde Orta Doğuda patlak veren sorunlar sebebiyle stratejisini değiştirip Pasifik Bölgesini 2.plana atma durumunda kalmıştır. O dönemin Dünyanın yükselen gücü Çin’i karşısına almak istememiş Tayvan politikasını değiştirmek durumunda kalmış ve Çin ile iyi ilişkiler kurmak için ‘’Tek Çin’’

Tek Devlet İki Sistem ve ÇKP’ in İzlediği Politika

Tek Devlet İki Sistem Çin’in eski lideri Deng Xiaoping’in Çin’i birleştirmek ve yeni bir Çin kurmak amacıyla ortaya koyduğu bir politikadır. Çin devleti şu anda Hong Kong ve Macao gibi özel idari bölgelerinde başarıyla uygulanmakta olduğu ‘’Tek Devlet İki Sistem’’ politikasını Tayvan’da da uygulamak istemektedir. Çünkü Tayvan, Hong Kong, Macao sorunları tarihten günümüze kadar gelen ortak sorunlardır. Eğer bu sorunlar çözülürse Çin ulusunun ortak arzusu gerçekleşmiş olacaktır.

Çin hükümeti 1949’dan bu yana Tayvan’ın birleşmesi için çok çalışmış, 1979 yılından itibaren Çin hükümeti barışçıl bir politika izlemiş ve Deng Xiaoping’in ‘’Tek Devlet İki Sistem’’ kavramını ortaya koymuştur. Aslında Tayvan sorunu çözmek için Çin hükümetinin temel politikası “barışçıl yeniden birleşme”dir. Barışçıl yeniden birleşme politikası Mayıs 1955 yılında Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi Toplantısında ileri sürülmüş ve toplantıda ‘’Çin Ulusunun Tayvan sorununu çözmek için iki yolu vardır, bunlar ‘’savaş ve barış yolu’’Çin devleti bu sorunu barışçıl yollarla çözmek istemektedir’’demiştir.

Bu kavramın gerçekleştirilebilmesi için Çin Devletinin uzun vadeli yaklaşımları ve temel politikalarını şöyle sıralayabiliriz.

  • Tek bir Çin;

Dünya üzerinde tek bir Çin vardır ve Tayvan Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır; Bu Çin’in başkenti ise Pekindir.

  • İki sistemin aynı anda var olması;

Bu ilke ile Çin adeta Tayvan’ın kapitalizmi ile Çin’in sosyalizminin aynı anda var olabileceğini ve bunun Çin’e benzersiz bir özellik katacağını savunmuştur.

  • Yüksek Derecede Özerklik;

Çin hükümeti birleşmeden sonra Tayvan’ı özel yönetim bölgesi yapacak ve bu derecedeki yüksek özerkliğiyle Çin’in diğer eyaletlerinden farklı olacaktır. Kendi yönetimi ve yasama güçlerine aynı anda sahip olup ayrıca kendi partisini, siyasi, askeri, ekonomik ve mali işlerini kendi yürütebilecektir. Diğer yandan da bu bölgenin temsilcileri merkezi yönetimde üst düzeyde görev alabileceklerdir.

  • Barış görüşmeleri; Ulusal yeniden birleşmeyi sağlamak için barışçıl yollarla temas ve müzakereler tüm Çin halkının ortak isteğidir. Çin’in egemenlik ve toprak bütünlüğünü bölecek savaş ve ölümler, her iki taraf vatandaşlarımız içinde son derece talihsiz bir olaydır.[12]Bu durum her iki taraf içinde üzüntü vericidir. Huzurlu bir şekilde yeniden birleşme büyük Çin birliğinin yeniden canlandırılmasına ve Tayvan’ın refahı için elverişli sosyo-ekonomik ortamın istikrarlı gelişmesine vesile olacaktır.

Çin hükümeti düşmanlık durumunu sona erdirmek, kısa sürede müzakerelere başlamak, iki tarafın barışçıl bir şekilde yeniden birleşmeyi sağlaması için bu maddeleri ön koşul olarak sunmaktadır. Bir Çin öncülü altında, herhangi bir soru ve öneri için müzakerelerde, tarafların temsilcileri Tayvan tarafını ilgilendiren tüm diğer konularda dahil olmak üzere, her türlü seçeneği ele alabilir. Ve bu süreçte her iki taraf, karşılıklı olarak kabul edilebilir bir çözüm bulmak için en kısa sürede karşılıklı müzakerelere başlamalıdır.

Sonuç

Tayvan adası Çin için ekonomik, stratejik konum, güvenlik ve birçok açıdan hayati önem taşımaktadır. Bu yüzden ÇKP Tayvan’ı Ana Karaya kazandırmak için birçok yola başvurmuş ve bir türlü istediği çözüme ulaşamamıştır. Böylece Çin hükümeti bunların verdiği deneyim ve tarihten aldığı derslerle çözümün yalnızca namlunun ucunda olmadığının kaybedenin her zaman Çin ulusu olduğunun farkına varmıştır ve ortaya ‘’Tek Devlet İki Sistem’’ politikasını atmıştır. Bu politika sayesinde ÇKP Macao ve Hong Kong bölgelerini başarılı bir şekilde Ana Karaya kazandırılmıştır ve böylece ‘’Tek Bir Çin’’ hayalini gerçekleştirmesi için önünde tek engel Tayvan adası kalmıştır. Çin hükümeti de bunların bilinci ve sorumluluğuyla hareket edip Tayvan sorununu da barışçıl yöntemlerle çözmek istemektedir. 

                                                                                                                                                       

DİPNOTLAR

[1]孙权(SunQuan)182-252 yılları arasında yaşamış Wu devleti imparatoru

[2]杨广(YangGuang)569-618 arasında yaşamış Sui hanedanlığının ikinci imparatoru

[3]郑成功Zheng ChengGong Ming ve Qing hanedanlıkları sırasında generallik yapmış milli kahraman

 [4]明治维新Mingzhi reformu(1866-1869) Japonya’da ortaya çıkan kapitalist bir reform olup batılılaşma ve modernleşme hareketidir. Bu reformdan sonra Japonya çok hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır.

 [5]Ağustos 1894- Nisan 1895 Qing hanedanlığı ile Meiji imparatorluğu arasında Kore Hakimiyeti üzerine gerçekleşmiştir. Bu savaş sonucunda Asya’daki bölgesel hakimiyet Çin’den Japonya’ya geçmiştir.Bu savaş sonucunda gelişmeler Çin’de 1911 devrimine neden olmuştur.

[6] Jinmen Bombardımanları 23 Ağustos-5 Ekim arasında tarihte 2.Tayvan krizi olarak da adlandırılan olaylardır. Çatışmanın sebebi, Çin’in Tayvan’a ait olan bazı adaları ele geçirmeye çalışmasıdır. 23 Ağustos 1958’de Çin’in bombardımanına Tayvan karşılık vermiş, ve  400 Tayvanlı, 50 Çinli ölmüştür. Bu olay, I. Tayvan Boğazı Krizi‘nin devamıdır ve Kore Savaşı‘ndan hemen sonra başlamıştır. Olaya ABD ve SSCB‘nin de karışmasıyla derinleşmiştir.

[7]Nixon’ın Çin ziyareti, Soğuk Savaş döneminde, ABD ile Çin arasındaki ilişkilerin normale dönmesi için atılan ilk resmi adımdır. 1972 yılında gerçekleşmiştir. İlk kez bir ABD Başkanı Çin Halk Cumhuriyeti‘ni ziyaret etmiştir.

[8]Çin ile Amerika arasında diplomatik ilişkiler kurulurken, Amerikan tarafı da Tayvan ile arasındaki diplomatik ilişkileri durdurduğunu ilan etti. Bu yıl içinde Tayvan’daki Amerikan askerleri geri çekildi ve Amerika ile Tayvan arasındaki “Ortak Savunma Anlaşması” iptal edildi.

[9]Çin ile Amerika arasında “17 Ağustos Bildirisi” imzalandı. Amerikan tarafı, “uzun süre Tayvan’a silah satma politikası uygulamayacağı, Tayvan’a satacağı silahların nitelik ve nicelik bakımlarından Amerika ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasını izleyen birkaç yıldaki seviyeyi geçmeyeceği, Tayvan’a satacağı silahların sayısını giderek azaltacağı ve bu sorunu bir süre sonra nihai çözüme bağlayacağı” taahhütlerinde bulundu.

[10]Çin Halk Cumhuriyetinin Tayvan yakınlarında Füze denemesi ve tatbikat yapmasıyla başlayan süreç

[11]一国两制1980′lerde Çin Halk Cumhuriyeti başkanı olan Deng Xiaoping tarafından ileri sürülmüş, bu sayede Hong Hong, Macau ve Tayvan bölgelerinin 1990′larda Çin’e yeniden katılması ile toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması amaçlanmıştır.Böylece bu üç ülke kendi içlerinde çok geniş özyönetim haklarına sahip olacak, kapitalist sistemlerini devam ettireceklerdir.Ancak dış işlerinde Çin’e bağımlı olacaklardır.1997 ve 1999′da Macau ve Hong Hong’da bu sistem başarıyla uygulanmış,fakat Tayvan’daki yükselen bağımsızlık taleplerine Çin’in verdiği cevaplar yeterli olamayınca burada başarı sağlanamamıştır.

[12]Kore savaşı sırasında Tayvan hükümeti bu fırsatı değerlendirerek Ana Karaya asker çıkarmış ve çıkarmada bir çok kayıp vererek geri çekilmek zorunda kalmıştır.

KAYNAKÇA

  • Çin büyük elçiliği resmi sitesi 台湾的历史http://www.fmprc.gov.cn/mfa_chn/
  • 一个中国的原则与台湾问题; 和平统一一国两制

   Dr. Emine AKÇADAĞ Çin ile Amerika Arasında Var Olmaya Çalışan Bir Ada: Tayvan

  • Sevgi Öğütcü Küçük Ada Tayvan’ın Hiç Bitmeyen Sorunu