İsa öncesinden günümüze kadar Çin tarihi

0
472 views

 

Yazar: Cihad Baban

Basım Yeri: İstanbul

Basım Tarihi: 1983

Sayfa Sayısı: 290 sf

 

 

Yazar Cihad Baban (1911-1984) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup, çeşitli dönemlerde İstanbul, İzmir ve Çanakkale milletvekilliği yapmıştır. Aynı zamanda Basın, Yayın ve Turizm Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı yapmıştır. 1972 yılında dönemin başbakanı Nihat Erim , Türkiye ile Kıta Çin’i arasındaki ilişkileri düzenlemek istediği zaman henüz sefirler karşılıklı olarak gönderilmeden resmİ olamayan bir heyetin Çin’e gitmesini istemişti. Devlet müesseselerinin müdürlerinden kurulan bir heyetle birlikte Çin’e 15 günlük seyahat eden yazar, seyahat hakkındaki görüşünü şöyle dile getiriyor:”…o zamana kadar tanımadığımız bir dünyanın, nazik misafirperver davranışları ortasında görevimizi yapmaya çalıştık”.

 1983 yılında kaleme alınan bu kitapta yazar Xia Hanedanlığından başlayıp günümüze kadar olan Çin tarihini anlatmıştır. Kitabı okuyucu bakış açısıyla 2’ye ayıracak olursak yazar Xia Hanedanlığından( M.Ö 2205) Qing Hanedanlığına (1644) kadar olan dönemi kitapta da belirtildiği gibi yeterli kaynak bulunmaması sebebiyle yüzeysel olarak ele almıştır. İlk bölüme baktığımızda daha çok hanedanlıkların başına geçen imparatorlar, imparatorların yönetim ve tahttan iniş süreçlerinden bahsetmiştir. Qing hanedanlığına kadar var olagelen hanedanlık imparatorların tahttan iniş sebeplerini daha çok hüküm süresindeki yaşanılan sefih hayat ve taht kavgaları oluşturur. Aynı zamanda kitapta ilginç idam şekillerine ya da geleneklere tanık olmamız da mümkün. Örneğin Altı Sülale Devrinden alıntı yapacak olursak: “İmparator Tao hiçbir zaman çadırlı ordugâhını terk ederek şehirlerdeki saraylara yerleşmedi ve Tabgaç geleneklerini devam ettirdi. Örneğin, tahtına geçen hanedana, saray ve kadın entrikaları girmesin diye, hükümdarların annelerini idam etmek usulünü devam ettirdi.”

Çinliler tarihleri boyunca sadece savaşmamış, aynı zamanda insan hayatına yön verecek keşiflerde de bulunmuşlardır. Tang hanedanlığı döneminde harfler tahta üzerine kabartma olarak yapılıyor, üzerine mürekkep sürülüyor ve böylece bu yoldan birçok kopya çıkarılabiliyordu. Bu usulü yani matbaayı ilk defa Budizm propagandası yapmak üzere Çinli rahipler kullanmaya başladı. Kağıt para da o sırada ortaya çıktı. Bakır paraları taşımak zordu. Bu yüzden tüccarlar madeni paralar karşılığında elden ele geçebilecek senetler yaptılar. Böylece ilk defa kağıt para ortaya çıktı.

Günümüzde yoğun nüfusu ve iş gücü kapasitesiyle dikkat çeken Çin, tarihte de nüfusun yoğunlaştığı bölgelerden biri olmuştur. Sui Hanedanlığı dönemindeki yapılan kanal çalışması bize bunu örnekler niteliktedir. Bu konu ile ilgili kitapta geçen bölümde şu ifadeler yer almaktadır: “…Bunun üzerine Yang, Sarı Su ile Yang-Çeu’u birleştiren büyük bir kanal açmaya karar verdi. Derhal emirler verildi. 15 ile 50 yaş arasındaki bütün sağlam erkekler işe koşuldu. Kadınlar ile çocuklar çalışan işçilere yemek ve su götürmek üzere görevlendirildi… Onların hızlı çalışmalarına nezaret etmek üzere 50 bin asker görevlendirilmişti. 2000 kilometre uzunluğundaki bu kanalın yapımında 5,5 milyon insan çalıştı. Bunlardan 2 milyonu gıdasızlıktan ve hastalıktan öldü. ”

 Kitabın ikinci kısmı olarak nitelendirebileceğimiz Qing hanedanlığı ve sonrasında yazar olayları daha ayrıntılı bir şekilde ele almıştır. Bu bölümde daha çok Mao Zedong’un hayatından ve onun ölümünden sonraki dönemden bahsetmiştir.

Bu bölümde dikkatimizi çekebilecek şeylerden birisi 19.yüzyıl civarlarında yapılan nüfus sayımı şeklidir. Nüfus sayımının nasıl yapıldığı ile ilgili verilen ilginç bir bilgi ise kitapta şu şekilde ifade edilmektedir: “Bu dönemde Çin’de nüfus sayımı yapmanın çok orijinal bir usulü vardı. Öncelikle hükümet posta idaresinden belirli bir günde sevk edilen mektupların sayısını soruyor. Bu sayı önceden ince ince hesaplanarak bulunan katsayı ile çarpılınca nüfusun miktarı bulunmuş oluyordu. Sayım için başka bir usül de vardı. Hükümet, eyaletlerde tuz tüketimini idarecilerden sorar; bütün yurtta tüketilen tuz bir Çinlinin günde kullandığı tuz miktarına bölününce nüfus ortaya çıkmış olurdu.”

Kitapta dikkatimizi çekebilecek diğer bir hususta Mao’nun zamanında yapmış olduğu küçük bir itiraftır. Mao 6 yaşına geldiğinde babasının emrinde tarlada çalışan işçilere su taşır, yemek götürür getirirdi. İşçiler küçük dostlarına zamanla açılmaya ve ona babasının zulmünden şikâyet etmeye başlamışlardır. Baba, Mao’ya karşı da haşindi. Onun içindir ki, çok sonraları komünist akımın başına geçtiği zamanlar da Edgar Show ile yaptığı konuşma da: “ Bana acı çektiren ilk kapitalist babam olmuştu ” demiştir. Marksizmle tanıştığı 1920 senesinde okuduğu kitaplardan esinlenerek şöyle demiştir: “..Kitleleri ürkütmen işçiyi kudret sahibi yapmanın yolu hoşuma gitmişti. Sovyet Rusya’da devrimi omzunda taşıyan işçinin yerine, Çin’de köylüyü koymak mümkündü. Ülkemde işçi miktarı azdı. Ben onların hayat şartlarını da biliyorum, fakat asıl büyük kitleyi köylü teşkil ediyordu. Onların yaşantısı ise bana hiç yabancı değildi.” Mao’nun zamanında söylediği bu sözler daha sonra yapacağı devrimlerde işçi ve köylü sınıfı üzerinde nasıl bir strateji yürüttüğünü de açıklar niteliktedir.

Geri kalan bölümlerde ise 1911’de Qing Hanedanlığının yıkılmasıyla birlikte süren Cumhuriyet devrinden ve 1949’da kurulan Çin Halk Cumhuriyetinin kuruluşu ve  1966 Kültür İhtilal’inden ayrıntılarıyla bahsetmiştir.

 Kitap bilinen ilk Çin hanedanlığından başlayıp günümüze kadar olan Çin tarihini bazı bölümlerde yüzeysel bazı bölümlerde ise ayrıntılı bir şekilde ele alarak anlatmıştır. Fakat kitabın yazarın uzmanlık alanıyla ilgili olmaması ve kitabın sadece yaptığı 15 günlük bir geziden sonra kaleme alınmış olması içeriğinde bazı noktaların yüzeysel geçmesine neden olmuştur. Hanedanlıklar döneminde yer yer bahsedilen ölüm, taht kavgası ya da kız alıp verme gibi ütopik denecek kadar ilginç olaylar ise oldukça dikkat çekicidir. Her ne kadar dört bin yıllık kadim Çin tarihini üç yüz sayfalık bir esere sığdırmak zor olsada, Yüzeysel anlamda Çin tarihi hakkında bilgi edinmek amacıyla faydalanılabilecek bir eser.