2008 yılından beri Çin ekonomisi ilk defa alarm veriyor. Çin hükümetinin yıllardır çok sıkı bir şekilde kontrol ettiği yuan, tarihte görülmemiş bir düşüş gösterdi. Ağustos ayında borsa  %11 düştü ve sadece 2 gün içerisinde yuan, %5 değer kaybetti.11 Ağustos günü, Çin’in 1994 (hükümetin yuan-dolar kurunu sabitlediği yıl)’ten bugüne kadar gördüğü en büyük tek günlük düşüş gerçekleşti.

Görünen o ki, Çin yaklaşık 35 yıldır elde ettiği dışarıya açılımın doğurduğu kolay kârları artık elde edemeyecek. Çin dünya ekonomisin bir parçası ve ekonominin kuralları şuan Çin için de geçerli. Basit bir ifade ile söyleyecek olursak: Dünya üzerinde bedava elde edilen yemek diye birşey yoktur.

Çin ekonomisindeki problem yuanın değer kaybetmesi veya ihracatın azalması gibi yüzeysel bir durum değil. Amerika’nın 2008’de yaşadığı finansal krize bakıldığında Çin’deki durumla büyük bir benzerlik içeridiği görülecektir. Asıl mesele daha derinlerde bir yerde: demografik değişim ve Çin ekonomik yapısındaki reformlar.

Demografik Değişim ve Reformların Devalüasyondaki Rolü

Reformlar Çin’in kapital marketini daha global hale getirdi ve hükümetin ekonomi üzerindeki kontrolünü azalttı. Borsanın düşüşü ve yuanın değer kaybetmesi şüphesiz bu politikanın sonuçları. Bir zamanlar hükümetin bir parçası olan bazı şirketler şimdi kendi kendilerini yönetiyorlar ve kendi çıkarlarını takip ediyorlar. Bu çıkarlar ise her zaman ülkenin çıkarlarıyla paralel olmayabiliyor. Bugün ekonomik olarak daha liberal olan Çin’in manevra kabiliyeti daha da azalmış durumda. 2008 yılında yabancı yatırımın dışarı çıkması yasaktı veya sınırlıydı ama şimdi Çinli yatırımcılar için bile birçok çıkış yolu var.

Demografik değişimin meydana getirdiği sorun, Çin halkının taleplerinin ülkenin GDP’sinin karşılayabileceğinden çok daha hızlı bir şekilde artmasıdır. Ücretsiz eğitim, kaliteli sağlık sistemi ve yaşlı bakımı gibi pahalı hizmetler, ekonomiye ağır bir yük olmaktadır. Bu gibi hizmetlerin maliyetleri enflasyondan daha hızlı artmaya meyillidirler ve Çin halkının gelecekte bunlara daha fazla ihtiyaç duyacağı aşikardır.

Yükselen fiyatlar ve yaşlanmadan dolayı çok yakın bir zamanda, hükümet için mevcut seviyede bir sosyal hizmet sağlanması bile imkansız hale gelecek. İstatistiklere göre, 2035 yılına kadar 65 yaş üstü insanların oranı %10’dan %21’e çıkacak. Eğer böyle giderse gelecekte bu yaşlılara bakacak yeteri kadar genç bulunmayacak.

Hükümet bu sorunun farkında ve insanları daha çok çocuk sahibi olmaya teşvik ediyor veya etmeye çalışıyor. Ancak asıl sorun ise, bu durumda da demografik kriz düzelmeden önce kötü bir hale bürünecek. Çocuk sayısının artışındaki ilk 20-30 yılda çocuk bakımı gibi bir yük daha binecek, üstelik iş gücünde herhangi bir yükselme olmayacak, hatta azalma olacak (bazı anneler çocuk bakımı için çalışmayı bırakacak).

Vergi Sistemindeki Değişikliğin Etkileri

Olayın bir başka yönüde vergilendirme sistemi. 2008 yılında vergilendirme sisteminde değişikliğe  gidildi. Hükümet, kurumsal gelir vergilerini ve KDV’yi birçok başlıkta düşürdü. Vergi toplamadaki verimi artırdı. Son yıllarda vergiden elde edilen gelir yükselerek 2009 yılını ikiye katladı.

Şu anda toplam hükümet gelirinin GDP’ye oranı %22.7’e ulaşmış durumda. Ama bu rakam fazla sayılmaz. Örneğin Meksika’da GDP’nin %24.4’ü kadar hükümet geliri elde edilmekte . Rusya’da bu oran %40.7, Brezilya’da %34, Amerika’da %31.2 ve Batı  Avrupa ülkelerinde yaklaşık %50. Çin’deki bu sorunun nedeni vergilendirme sisteminin çok kötü bir şekilde yozlaşmış olması. Vergilendirme lokal bir şekilde takip ediliyor, ki bu işlerin daha çok rüşvetle halledilmesine neden oluyor.

Çin’de sermaye kazançları, vergi kaçakçılığından ötürü genellikle vergilendirmeden geçmez hatta çoğu borsa kazançları resmi olarak vergilendirmeye tabi tutulmaz bile. Dolayısıyla Çin’in şu anki vergi reformu planlarında sermaye kazancı vergilerini toplamak var. Vergi memurunun yolda olduğunu bilen Çinli zenginler, malvarlıklarını yurtdışına çıkarmak için herşeyi yapıyorlar.

Vergilendirme sistemi daha çok şirket gelirleri, tüketim ve KDV’den gelen gelirlere dayanıyor ki bunların hepsi ya sabit ya da azalan bir gelir kaynağı. İyileştirme yapılması gereken nokta kişisel gelir vergisi. Aslında Çin’in kişisel gelir vergisi sistemi, potansiyelde kişisel gelir vergisini toplam hükümet gelirlerinin %45’ine kadar çıkartabilecek gayet iyi bir sistem. Fakat, pratikte sistem çok gevşek bir şekilde işliyor. Şu anda kişisel gelir vergisi toplam hükümet gelirlerinin sadece %5’ini kaplıyor.

Yuan’ı Global Para Birimi Yapma Çabaları

2008 finans krizinden beri hükümet, Çin’in dolara bağımlılığını azaltmak için yuan’ın global bir para birimi haline gelmesi için çalışıyor ve uluslararası alışverişlerde yuanın kullanımını teşvik ediyor. Son zamanlarda Çin hükümeti, yuanın dolar, euro, pound ve yen’den oluşan SDR (özel çekim hakkı) potasına alınması için IMF’yi ikna etmeye çalışıyor. Eğer Yuan dahil edilirse bu durum devlet fonlarını ve merkez bankalarını yuan rezerv etmeleri konusunda cesaretlendirecektir. 

Çin’in bu girişimi yuanın ülke içi ve dışında serbest dolaşımını artırdı. 2015 yılında ihracat artışı büyük bir düşüş yaşadı. Çin merkez bankası faiz oranlarını beş kez düşürdü. Şimdi ise Amerika faiz oranlarını artırmayı planlıyor. Bütün bunlar sermayenin dışa akmasına neden oluyor. Görünen o ki Çin, yuanın değer kaybetmesine göz yumuyor ve global ekonomide olması gereken yere gelerek dengelenmesini istiyor. Böylece sermayenin dışa akışı durdurulabilecek.

Çin Yuan’ındeki liberalleşme hamleleri IMF’yi ikna edebilmek için hükümet tarafından uygulanmakta. Çünkü IMF, bir para biriminin SDR’ye eklenebilmesi için o para biriminin serbest  dolaşımının olmasını, borsada serbest işlem görmesini şart koşuyor. Ama yine de Çin hükümeti 12 Ağustostaki düşüşten sonra yuanın dolar karşısında daha fazla erimesine engel olmak için müdahele etti ve yuanın daha fazla değer kaybetmesi için bir neden olmadığını belirtti. Ama daha liberal bir ekonomiye sahip olmak isteyen Çin, önümüzdeki aylarda yuanın biraz daha değer kaybetmesine izin verecektir.

Sonuç

Çin’in borsa ve yuan üzerindeki kontrolünün azalması, Çin ekonomisinin daha başını ağrıtacak gibi duruyor, ama durum idare edilebilir. Bu finansal dalgalanma Çin ekonomisinin sonu değil. Ama hükümet şunu öğrendi; eğer para birimini globalleştirip dolar’a bağlı kalmaktan kurtulmak ve uluslararası finans sisteminde sağlam bir yere yerleşmek istiyorsa, ekonomi üzerindeki tam kontrolü büyük bir oranda gevşetmesi gerekiyor. Bu durum daha çok market düzeltmesi ve daha çok finansal dalgalanma demektir. Ama çıkan bu sonuç Çin ekonomisi için uzun vadede güzel bir haber diyebiliriz.