Çin toplumu, tarihi boyunca kendi toprakları içerisinde özünü koruyabilmiş ender milletlerdendir. Günümüzde Çinliler büyük çoğunluğu itibariyle hiçbir dine inanmamaktadır. Ancak Çin Hükümeti’nin yasal olarak kabul ettiği dört din arasında Hıristiyanlık, İslam, Taoizm ve Budizm vardır.Bu dinler içerisinde sadece Taoizm, Çin topraklarında doğup, Çinlilere özgü nitelikleri barındıran bir dindir. Bugünkü toplumda Taozim, hiçbir dine inanmayan bir Çinlinin bile hayatına etki etmektedir. Bu analizde, Çin’in önemli dini ve felsefi kaynaklarından biri olan Taoizm’in genel anlamı, Taoizm’in içeriği ve Taoizm’in günümüz Çin toplumuna etkileri incelenmektedir.

Giriş

Çin kökenli başlıca iki dinsel felsefi sistemden biri olan Taoizm, “Daojiao” (道教) ve “Daojia” (道家) şeklinde yazılan iki ayrı kelimenin Türkçe’deki karşılığı olarak kullanılmaktadır. Daojiao Çin kültüründe bir dine işaret ederken; Daojia ise bir felsefeyi ifade eder. Ancak ikisinin de kaynağı Lao-zı’nın eserleridir. M.Ö 6. yy Çin’de ortaya çıkan bu akım insanın kendi içinde yapacağı yolculuğa yol göstermeyi amaçlar. Tao: yol, doğruluk, tabii dünya nizamı anlamına gelir. Kurucusu Lao-zı (老子/ ihtiyar bilge)dır. Lao-zı’nın hayatı hakkında çok az bilgi olmasına rağmen bazı kaynaklara göre Milattan Önce 604 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Yunan filozoflarından Thales, Anaximander ve Pisagor’un çağdaşı olduğu, bunlarla karşılaştırılırsa birbirlerine benzeyen yanlarının çok olduğu görülür. Lao-zı’nın doğumu ile ilgili, halk arasında yayılmış bir efsane de vardır. Buna göre, Lao-zı’nın annesi nurdan gebe kalmış, 80 yıl sonra da ak saçlı, ak sakallı bir çocuk doğurmuştur. İşte Lao-zı (ihtiyar çocuk) adı buradan gelmektedir. Lao-zı’nın doğum tarihi kesin olarak saptanamadığı gibi hangi yılda ve nerede öldüğü de bilinmemektedir. Ancak bir rivayete göre Lao-zi batıya doğru giderken, Han-gu sınır kapısında yazdığı Daode Jing (道德经) kitabını bitirdikten sonra kaybolmuştur ve nereye gittiği bilinmemektedir. Bazıları onun 160 sene yaşadığını söylerken, bazıları ise 200 seneden fazla ömür sürdüğünü rivayet etmektedir.[1]

Taoizm Nelerden Bahseder?

 Taoizm; “ahlak”, “yin-yang”, “din” ve “insan” olmak üzerine 4 temel kavramdan meydana gelir. Bu kavramlarla hayatın anlamından, ideal bir insanın nasıl olması gerektiğine kadar birçok konuyu açıklamaya çalışır. “Taoizm, eski Çin toplumuna etki eden kişilerin ruhlarına tapmayı temel edinir, ölümsüz ruhların varlığına inanır ve insanları manevi eğitimle ölümsüzleşmeye çalışır. Bununla birlikte ölümsüzlüğün zevkini tatmaya çağıran, tanrılara ve eski atalara adaklar sunarak mutluluk dileyerek belalardan sakınmayı hedefleyen bir dindir.’’ [2] Bu dine Tao dini denilmesinin nedeni, ona inananların Huang-di [3] ile Lao-zı’nın öğretilerine inanması, bu öğretileri esas alarak, onu geleneksel eski inanışlarla birleştirip, insanları evrensel uyuma, ulusal barışa çağırması, manevi yönden yükselenlerin mutluluk içinde yaşayacakları, bereketli uzun ömürler sürebileceğine inanmasıdır.

Taoizme göre insan ancak manevi yönüyle insandır, bundan dolayı Tao rehber olarak kabul edilmelidir. Taoizm’in temel prensibini ise “iyilere karşı iyilik yapmak, iyilik yapmayanlara karşı yine iyilik yapmak ve böylece her şeyin iyi olmasını sağlamak” olarak ifade eder.

Ahlak anlayışını; mütevazi bir hayat yaşamak, nefsini gurur ve kibirden uzaklaştırmak ve bütün canlılara karşı merhametle yaklaşmayı temeline oturtur.

Taoizm’in temellerini oluşturan bir diğer etken olan Yin-Yang sembolüne gelince, başlangıçta bir bütün kütle olan evrenin iki ayrı konumuna Yin ve Yang’a ayrılması ve bunların birbirlerini tamamlanması mantığının sembolik işaretidir.

 Taoistlere göre; Dünyada bazı gerçeklerin iki yüzü vardır. Her şey zıddıyla vardır. Yin-Yang bu zıtlığı ifade eder. Ayrıca bu teoriye göre yaradılış enerjisi iki uç kısımda hareket eder. Gece ve gündüz, hayat ve ölüm gibi, bir pilin artı ve eksi kutbu arasında akan enerji misali sürekli bir döngü içerisindedir. Ve bu denge doğanın her tarafında olduğundan bahseder.

 Lao-zı’ya göre Tao, İnsan ve Evren

 “Tao’yu eğer kelimelerle izah edeceksek, Tao, Tao’dur, fakat bizim bildiğimiz Tao (Yol) değildir. Eğer O’na isim vereceksek, verebiliriz. Fakat bu isim onu tasvir etmeye kâfi gelmez. İsimsizdir: Yerin ve Göğün başlangıcıdır. Bir tek ismi vardır: Her şeyin aslı.” [4] “Bir şey vardı, tanımlanmamış ancak tamamlanmış; Gökyüzü ve yeryüzünden önce doğmuş; Sınırsız gibi sessiz; değişmeyen, bağımsız; yorulmadan her yerde olan; Kısaca, dünyanın anası. Adını bilmediğim için onu Tao diye isimlendiriyorum. En iyisinden, ona büyük diyorum.” [5] “Tao’nun şekli, benzeri yoktur. Ancak onun gücü, kudreti sınırsızdır, derindir. Her şey O’ndan gelmiştir. İnatçılığı bırakıp, tüm maddi varlıkların şaşırtmasından kurtulup, kendi ruhundaki nur ile bedeninin topraktan geldiğini kabullenirsen, gaybtaki O’nun varlığını görebilirsin. Ben O’nun kimin evladı olduğunu bilmem, ancak o şekli, bedeni olan tüm imparatorlardan çok öncededir.

Lao-zı’ya göre âlemi, yani kâinatı Tao yaratmıştır. Kâinattaki gökyüzü ve yeryüzü büyüktür. Yeryüzü gökyüzüne itaat eder; Gökyüzü Tao’ya itaat eder. Tao ise bağımsızdır, kendi kendine yeter. Evrendeki her şey Tao’dan gelmiştir. Tao’dan bir, birden iki, ikiden üç ve üçten tüm evrendeki varlıklar meydana gelmiştir.

Yoktan var olan evren gün gelir yine bir gün yok olacaktır. Bu, Tao’nun kanunudur. [6] Lao-zı’ya göre tüm kâinatı yaratan Tao, gökyüzü ve yeryüzünü yarattıktan sonra insanı yaratmıştır. Kâinattaki en değerli varlık olan insan ancak manevî yönüyle insandır. Bunun için Tao rehber olarak kabul edilmelidir. Kişi ilahi güçlerle ilişkisini koparmamalı ve ilahi yolu zorunlu olarak takip etmelidir. [7]

Taoizm Günümüz Çin Toplumuna Etkileri

 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyetinin kurulmasıyla birlikte Taoizm de Çin’de 4 yasal dinden (Hıristiyanlık, İslam, Taoizm ve Budizm) biri olarak kabul edilmiş ve onlarla eşit bir statüde varlığını devam ettirmiştir. Ancak 1966–1976 tarihleri arasındaki Kültür Devrimi’yle [8] birlikte Çin’deki dinlerin yasaklanmasıyla beraber Taoizm inancı da yasaklanmış ve tapınakları da kapatılmıştır. 1978’de halkın din ve vicdan özgürlüğünü kısıtlayan bazı yasalar iptal olduktan sonra Taoizm de faaliyetlerini normal olarak devam ettirmeye başlamıştır. Çok sağlıklı olmamakla birlikte, verilen bilgilere göre, günümüzde ülke içerisindeki Taocuların çok ünlü büyük tapınaklarının sayısı binden fazladır. Burada yatılı kalarak eğitim veren Taocu din adamlarının sayısı ise 20 bin civarındadır.

Her dinin, özellikle de fazla taraftara sahip olan dinlerin, dinin getirdiği kurallar ve yasaklar dışında hayatın birçok alanına etkisi vardır. Bu anlamda her yeni din ve akım, beraberinde yeni bir ruh ve zihniyeti getirir. İşte bu yüzden Çin’de doğan; hem din hem bir felsefi akım olarak değerlendirilebilen Taoizm’in Çin toplumuna etkilerini 5 ayrı başlıkta incelemek mümkündür.

Bunlardan birincisini gelenek ve göreneklere bakan yönü itibariyle değerlendirmek mümkündür. Taoizm getirdiği düşünce, Çin gelenek ve göreneklerinin temelini oluşturmaktadır. Bu sebepledir ki Çin’in gelenek ve göreneklerini inceleyen bir kişinin Taoizm felsefesini göz ardı etmesi koskoca bir çınarın kökünü görmemesi gibidir. Bunlardan bazılarına örnek vermek gerekirse Çinlilerin günümüzde halihazırda kullandıkları geleneksel hayvan takvimi, günümüzde hala bir çok kesim tarafından kutlanan bayramlar ile kapı üstlerine yapıştırılan koruyup şanş getirdiğine inanılan yazılar ve resimlerin de tarihinin Taoizm’den geldiğini söylemek mümkündür. Bu tatillerden olan Bahar bayramı(春节) ve ölüleri yad etme günü(清民节)gibi kökü Taoizm’e iç içe olan bayramlar bile günümüze kadar varlığı korumuş ve her kesimden insanın çeşitli etkinliklerle kutladığı, yeri geldiğinde hüzünlendiği bir güne dönüşmüştür. Bunlardan yola çıkarak Taoizm’in Çin’in gelenek ve göreneklerini diğer milletlerden ayıran onlara özgü nitelik kazandıran etkenlerin başında geldiğini söylemek mümkündür.

İkinci basamağı ise dine bakan yönü oluştur ki, modern dünyada insanların kişiliklerini geliştirmesi açısından çok büyük bir öneme sahiptir. Ancak Taoizm, Çinliler için bir İslam ya da Hristiyanlık gibi değildir. Çünkü ilk çıkışı itibari ile Taoizm’in, insanların düşünce yapılarını değiştirme amacı oluşu; yani bir dini düşünceyi ortaya koyma ve yayma amacı olmayışı onu diğer dinlerden ayırmıştır. Nitekim başlangıç itibariyle bakılacak olursa, Taoizm’de ölüm ve ölüm sonrası hayattan bahsederken net bir bilgi de bulmak mümkün değildir. Ancak sonradan yazılan eserler günümüzde hem Çin de hem de bu akımın rağbet gördüğü diğer ülkelerde bir dini boyut kazanmıştır.

Çinliler çoğunluğu itibarı ile Taoizm’i her ne kadar bir din olarak kabul etmeseler de Taoizm toplum üzerinde adeta din gibi bir etki oluşturmaktadır. Her yıl resmi tatil olarak kabul edilen ve insanların mezarlara akın ettiği Ölüleri Anma Günü (清明节) bunu kanıtlar niteliktedir. Taoizm’le alakalı sonradan yazılan eserlerde incelendiğinde, Taoizm, adeta bir din gibi yasaklar koyar, gelecek dünya adına umut vaat eder ki, genelde hiçbir dine inanmayan bir Çinlinin hayatına bile bunlar etki etmiştir. Nitekim herhangi bir dine bağlılığı bulunmayan Çinliye ölümden sonraki hayat sorulduğunda Taoculuktan gelen şu ifadeleri kullanır:

‘’Bu dünyada iyi olanlar diğer dünyada  da mükafatlandırılacak,

bu dünyada kötü olanlar ise ölümden sonra cezalandırılacaktır.’’

Aslında böyle cevap vermesi hiçbir dine inanmayan toplumun ahiret inancı kavramının oluşmasına sebep olmuştur.

Bunlardan üçüncü basamağı da felsefi etkisi itibariyle değerlendirmek mümkündür. Çünkü Taoizm, Çinlilere kendi dünya görüşünü oluşturması için benzersiz bir deneyim sunmanın yanında üstün düşünme teknikleriyle de Çin toplumunda dünyada bulunması çok zor bir tesir oluşturmuştur. Felsefi akımların, insanların zihniyet yapısını oluşturmasının en önemli yansıması, toplumların kültürleri üzerinde kendisini göstermektedir. Öyle ki felsefi akımlar, toplum yapısına yön veren bir üst sistem olarak, özellikle ilkel toplumlarda kültürü etkileyerek şekillendirir. Felsefi akımların en temel fonksiyonlarının başında, toplumlara belli bir ‘’zihniyet kazandıra’’ veya ‘‘yeni bir dünya kurma’’ vizyonu gelmektedir. Çince bir kelime olan ahlak (道德) kelimesini bile açıklayan kökün Taoizm’den (道家) gelmesi belki de Çinlilerde ahlak kavramının Taoizm’le beraber doğmaya ve şekillenmeye başladığını göstermektedir. Bu felsefi akımlarda bir tanesi olan durgunluk (无为) prensibi sayesinde doğadan dersler çıkarmayı anlatan Taoizm su gibi olmanın gerekliliğini ifade eder. Günümüzdeki Taoistler bu kavramı şöyle değerlendirmektedirler: İnsan’ın adeta bir su gibi durgun olması gerektiği, bir konu veya olaylara bakış açısı getirmeden önce acele etmemesi gerektiğini ifade eder. Bu sayede duruma göre şekil tavrını değiştirebilmeyi adeta bir baraj misali gerekli su potansiyeline (bilgiye) ulaştıktan sonra hareket etmeyi öğütler.

Çin Tıbbı’nın bazı önemli kuralları ve tedavi yöntemlerinde de Taoizm’in etkisini görmek mümkündür. Tıp dünyasında ise en çok Yin-Yang’ın etkisi hissedilmektedir. Yin-Yang’a göre her şey zıttı ile vardır. Bu teoreme göre eğer bir hastalığın dünyada virüsü bulunmakta ise tedavisinin de dünyada bulunması gerekmektedir. Taoistler Yin-Yang teoreminden hareketle hayatları boyunca ölümsüzlük üzerine çalışmalar yapmış ve bu çalışmalar sayesinde birçok tedavi yöntemi keşfetmişlerdir. Keşfettikleri bu yöntemler ise şuanda Çin’de Çinliler tarafından hala rağbet görmekte olan geleneksel Çin Tıbbı [9] adı altında toplanmıştır. Bu yüzden Taoizm’in Tıp dünyasına etkisini dördüncü basamağa koymak mümkündür. Çin Tıbbının bu kadar ilgi görmesinin altında yatan sebepler ise tedavi yöntemlerinin doğal ve herhangi bir yan etkisinin olmamasıdır. Geleneksel Çin Tıbbı bu yönüyle Modern Tıp’a bir alternatif olma niteliği taşımakta ve sadece Çin’de değil dünyada da ilgi görmektedir.

Beşinci basamağı ise kültüre bakan yönü oluştur. Aslında kültüre bakan etkisini yukarda saydığımız bütün maddeleri içermektedir. Ancak birkaç maddeyle özetlemek gerekirse: Taoizm’in Çin kültürüne katkısı Kongzi’nın (Konfüçyüs) öğretilerine göre daha önemlidir. Çünkü Kongzı’nın öğretileri günümüzde sadece politika alanında rağbet görürken; Taoizm’in katkısı görmezden gelinemeyecek kadar fazladır; Taoizm, Çin kültüründe doğallık ve yapmacıktan uzak olmanın gerekliğini ifade eder. İşte bu yüzden Çin’de resimden müziğe edebiyattan heykele birçok alanda Tao’nun yani öznelliğin etkisi görülmektedir. Bunlardan dolayı Taoizm’in diyalektiğinin derinliği, Geleneksel Çin kültürünün kaynağını oluşturmaktadır.

Taoizm’in Çinlilere olan etkisini; Çin kültürünü derinlemesine inceleyen Luşün [10] ise şu ilginç tespitle özetlemiştir: “Çin’in kökeni tamamen Taoizm’de… Tarihi böyle okursan, çoğu soruların cevabını kolayca bulursun. [11] Tarihte Çinliler Taoistler dışında Budist rahipler ve rahibelere, Müslümanlara, Hıristiyanlara kin ve nefret beslemişlerdir. Bunun nedenini anlayan, Çin kültürünün yarısından fazlasını bilmiş demektir.” [12]

Sonuç

 Taoizm, Konfüçyüsçülük ile beraber Çinlilerin tarihini şekillendiren ve ona yön veren çok önemli bir kavramdır. Herkesin bildiği gibi şu zamanda Çin toplumunun gelişiminin önünde önemli bir engel bulunmaktadır. Bu engel ise, politika ve ekonominin dışında göz önünde tutulması gereken bir din boşluğu ve bunun getirdiği bir ahlak boşluğudur. Aynı şekilde etkili düşünüp karar verebilme, toplumu arkasından sürükleyebilecek bir totem boşluğudur. Şüphesiz her yeni din ve felsefi akım, az ya da çok değişmiş yeni bir toplum modeli sunmaktadır. Sunulan bu değişim projesi, toplumsal hayatın hatta bireysel davranışların yeniden şekillenmesini gerektirmektedir. Bu da, din-toplum ilişkisinin ilkini göstermesi açısından önem taşımaktadır. Bu yüzden Taoizm bir felsefi düşünce olmanın yanında Çinlilerin gelenek ve göreneklerine etki eden, bir düşünme yolu gösteren, yeri geldiğinde bir öğretmen rolü üstlenerek ahlak dersi veren bir akım olmuştur. Bu yüzden Taoizm, Çin kültür sistemi içinde görmezden gelinemeyecek kadar önemli bir değer olmanın yanında, dünyadaki insanlar için de Çin kültürünü tanımak adına değerli bir mücevher niteliği taşımaktadır. Geçmişten günümüze kadar Taoculuk felsefesi Çin toplumun siyasetinden ekonomisine, kültüründen sanatına ve daha birçok alanına unutulması çok zor derin izler bırakmıştır. Ayrıca Çin Toplumunun kendine has bir düşünce yapısı oluşmasına da etki etmiştir. Günümüzde Çinlilerin gelenek ve göreneklerine çok sadık bir millet oldukları aşikardır. Bu sadakat belki de onları her zaman bir arada tutmuştur. Çin’de birçok savaş ve yıkım olmasına rağmen; Çinlilerin asimile olmamasının altında yatan sebeplerden biri de belki de budur.

Taoizm günümüzde Çin, Japonya, Kuzey ve Güney Kore’de yaygın bir din olmasına karşın taraftarlarının büyük bir çoğunluğu Güney Kore’de yaşamaktadır. Bu ülkelerin dışında diğer uzak Asya ülkeleriyle göç alan ülkelerde de taraftarlarına rastlamaktadır. Taoizm’in toplam taraftar sayısı yaklaşık olarak 95 milyon civarındadır.

 DİPNOTLAR

[1] “Bkz. Xie Lu-jun, a.g.e., s. 3

[2] Li Yangzheng(李养正) Taoizm araştırmaları endüstirüsi dekan yardımcılığı görevini yapmıştır. Modern Taoizm’le alakalı yazıları ile ve görüşleriyle ünlüdür, Şuanda emekli olmuş olup araştırmalarına devam etmektedir.

[3]Huang-di黄帝(Sarı İmparator), MÖ 2697~2599 tarihleri arasında yaşamış bir bilge. Çin kültür tarihinde çok önemli bir yere sahip olan Huang-di, genelde Çinlilerin atası olarak kabul edilir. O, dönemindeki insanları takvim, astronomi, Yin, Yang, 12 burç, yazı yazma, resim çizme, kitap yazma, müzik, çalgı aleti, tıp, ilaç, ibadet, düğün, cenaze, tabut, mezar, sunak, mabet, falcılık gibi konularda eğitmiştir. Eski kaynaklarda söylendiğine göre, Huang-di’ye bu gibi ilimleri gökten gelen bir varlık öğretmiştir. (Bkz. http://baike.baidu.com/view/1989.htm e.t., 27.02.2012) Hatta onun eski bir peygamber olabileceğini iddia eden Çinli Müslümanlar da vardır. Günümüzde çoğu Taoist rahibin sarı renkli elbise giymesinin nedeni de, kendilerinin Huang-di’nin takipçisi olduklarını belirtmek içindir.

[4]Bkz. Dao-de Jing, 1: 1-6.cümleler. Bkz., Ismail Taşpınar, Öğretiler (Türkçe Dao-de Jing), Kaknüs Yayınları, 2007-İstanbul, 2.basım, s. 15) 

[5] Dao-de Jing, 25: 1-8. (Bkz., Ismail Taşpınar, Öğretiler (Türkçe Dao-de Jing), Kaknüs Yayınları, 2007-İstanbul, 2.basım, s. 31)

[6] Dao-de Jing,  25: 10.

[7] Dao-de Jing 25. Bölüm

[8] Kültür Devrimi Çin Komünist Partisi Başkanı Mao Zedong’un iktidardaki son 10 yılı içinde Çin’de 1966-76 yılları arasında gerçekleşmiş toplumun her tabakasındaki insanları tek bir çatı altında, eşitlik çatısı altında toplamayı amaç edinmiş devrimdir.

[9]中医(Traditional Chinese Medicine)doğal yöntemlerle hastalıklara tedavi eden geleneksel tıp yöntemleridir. Dünyada bazı yerlerde ise Alternatik tıp olarak geçmektedir.

[10]Luşün鲁迅, (1881 – 1936), Çinli ünlü düşünür, yazar, devrimci ve eğitimci. Zengin ve soylu bir ailenin çocuğu olan Luşün, gençliğinde Japonya’da tıp fakültesinde okumuş, sonra Çin halkının müptela olduğu hastalığın maddî değil manevî olduğu kavramış, doktorluk mesleğini bırakarak yazarlık ve yayıncılık hayatına başlamış, halkı uyandırmayı amaç edinmiştir. Luşün, Çin’in modern çağ düşünce tarihinde büyük bir iz bırakmıştır.

[11]Luşün, Luşün Eserleri, 11.cilt, Halk Edebiyatı Yayınevi, 1981, s.353. (《鲁迅全集》第十一卷,《致许寿裳》,人民文学出版社,1981年版,第353页)

[12] Luşün, Luşün Eserleri, 3.cilt, s.532. (《鲁迅全集》第三卷,《小杂感》,第532)

KAYNAKÇA

李小-( 2014 )-道教思想对现代社会的影响-中国西部杂志 第三十一号

2) 陈俊志(2015)-论道教信仰对现代社会伦理的影响-15. 08.2015

3) 福永光(2009)-中国宗教思想史 ( 上) ( 中) ( 下) 04.02.2010

4) 李小川-(2014)- 浅谈道教思想对现代社会影响的积极意义24.09.2014 http://sc.people.com.cn/n/2014/0924/c345167-22417857.html

5) 道家思想对后世的影响以及在现代社会中的作用(2011)

6) 道家思想的现代意义-(2014)-http://www.xzbu.com/7/view-5181480.htm

7) Bumairimu Abudukelimu (2012)-ÇİN KAYNAKLARINA GÖRE TAOİZM-29.03.2012

8) 道德经(Dao Dejing)-老子