Felsefe, insanlık tarihi boyunca birçok medeniyette dinler gibi birey ve toplumların fikir ve hayatlarına büyük tesir etmiştir. Böyle bir tesirin farklı toplumlarda farklı tezahürlerinden bahsedilebilir; mesela, Eski Yunan-Roma medeniyetinde felsefenin Hristiyanlıkla münasebeti ile bu ikisinin sosyal hayatta işgal ettikleri yer, İslam medeniyetindeki din-felsefe münasebetinden farklıdır. Fakat içeriği açısından felsefe dünyanın her yerinde hemen hemen aynı meseleleri sahası içine almaktadır.

Felsefenin Çin Medeniyetindeki yeri başka medeniyetlerdeki dinin yeri ile kıyas edilebilir. Çok küçük yaşlardan başlamak üzere öğrenciler müfredatlarında mevcut olan Sishu (四书),Lunyu (论语),Mengzi (孟子),Daxue (大学) kitaplarını öğrenmeye başlarlar. Örneğin daha çocuk yaştaki öğrenciler okumayı öğrenmelerinden itibaren “三字经” (üç karakterli klasikler) adında üç karakterli cümlelerden oluşan felsefi yazıları ezberlerler. Örneğin Mengzi felsefesindeki esaslardan olan “insanın tohumu / kökeni müsbettir” (人之初,性本善) cümlesi ezberlenen metinlerden biridir.

Çin sosyal yapısı ve şuuraltının en derinlerine kadar nüfuz etmiş Çin felsefesi, Çin insanını ve dolayısıyla Çin ile ilgili her konuyu anlamak için aydınlatıcı bir vazife görmektedir. Bu sebeple Çin felsefesini anlamak, Çin medeniyetinin en azından  2500 yılı aşan tarihi boyunca ve aynı zamanda günümüzdeki sosyal, siyasi, ekonomi, sanat ve savaş anlayışlarını şekillendiren şuuraltı müktesebatı ve motivasyonlarını anlamak için hayati önem taşır.

Bu yazıda Çin’i yukarıda da belirtildiği gibi etraflıca anlamanın bir gereği olan Çin felsefesini en genel hatlarıyla basitçe incelemeye çalışıp, Çin felsefesinin arka planı ile ilgili okuyucuya fikir vermek amaçlanmaktadır. Yazının ana konusu Çin felsefesinin özü ve esası niteliğinde olan maddi-manevi hayat ve bu dünya-öteki dünya dengesinin nasıl kurulması gerektiği üzerinedir. Bu konuda büyük ölçüde ünlü felsefe tarihçisi Feng Youlan’ın (冯友兰) Çin felsefe tarihi kitabı referans olarak kullanılmıştır.

İÇTE KAMİL, DIŞTA KRAL

Farklı hal ve konumlarda farklı insanlar vardır. Bu insanların kendi durumlarına nazaran muhtemel ulaşabilecekleri çeşitli en yüksek dereceler mevcuttur. Bu dereceler bir siyasetçi için parlamentodaki en yüksek siyasi pozisyon olabileceği gibi bir sanatçı için alanında en büyük sanatçı olmak denebilir. Fakat her ne kadar insanlar değişik hal ve konumlarda olsalar da neticede insan olmaları cihetiyle aynıdırlar. Bu konuda Çin felsefesinin mühim şu sorusu akla gelecektir: Bütün insanların insan olarak ulaşabilecekleri en yüksek derece nedir?

Çin felsefesinin bu soruya kavramsal olarak getireceği cevap Sheng Ren (圣人)  olacaktır, yani İslami terminolojide mevcut olduğu şekliyle insan-ı kamil. ShengRen’ın en yüksek mertebesinde ise insanın kendini tabiat ile birlemesi ve kainat ile insan fıtratı ahengini yakalaması gerekmektedir. Soyut kavramlarla getirilen bu cevaplar Konfüçyüs ve sonrasında gelen birçok filozof tarafından hayata geçirilmeye çalışılmıştır.

Bazı filozoflara göre insanın böyle bir yola sülûku ve kendini eğitmesi ancak toplumdan ve onun sunduğu her şeyden uzaklaşarak inzivaî bir hayat yolunun tutulmasıyla mümkündür. Bu görüşün Çin felsefesinde adı öteki dünyacı (出世-Chushi)’dır. Bu görüşe farklı felsefi kaynaklardan da örnekler getirilebilir. Örneğin, Buda hayattaki perişaniyetin kaynağı hayatın kendisidir demiştir. Plato ise bedenin ruha bir nevi hapishane olduğuna inanır. Taoist felsefe hayatı bir hastalık veya tümör gibi görür ve ölüm bu hastalığın tek çaresidir.

Başka bir görüşe göre insanı kemale ulaştıran yol kesinlikle sosyal hayattan koparılamaz. Bu görüşte insanlar arası ilişkiler, şahısların sorumlulukları, sosyal konum ve rollere tabiiyet kısaca ahlaki değerlerin tümü vurgulanmaktadır. Çin felsefesinde bu görüşün adı ise bu dünyacı (入世-Rushi)’dır. Birinci görüşün zaviyesinden ikincisi fazla pragmatist ve sığ olarak görülse de, ikinci görüş sade bir öteki dünyacılığı kullanışsız ve idealist görür.

İdealizm ve realizmin birbirlerine zıt olması gibi farklı taraflara bakan bu iki felsefeyi bir arada tutma ve hayata uygulama Çin felsefesinin tarihi boyunca esas sorusu olagelmiştir. Bu iki antitezin beraberliği Çin’de idealize edilen Shengren (圣人)‘ın en önemli özelliğidir.

Bahsi geçen iki özelliğin bir araya getirilmesine kısaca “içte kamil, dışta kral” (内圣外王) denilmiştir. Yani insan içte kendini bir Budist rahip gibi yetiştirmenin yanında sosyal hayattaki fonksiyonundan da kopmayacaktır. Çinli filozofların böyle bir karakter yetiştirilmesi adına ortaya attıkları ve tanımladıkları yönteme ‘yol’(道-Dao) denmektedir.Yol’nun salikleri için bir diğer önemli hususta şudur: Bahsedilen karakter yetiştirme, yol adına gerekli bilgilerin basitçe öğrenilmesinden ibaret değildir. Asıl olan bu malumatın hayata geçirilmesidir. Ancak bu şekilde sosyal düzen ile birlikte insanın iç dünyası ve kainatın işleyişi arasında ahenkli bir intizam kurulabilir.