Yazar: Osman EROL
Türk ve Çinli yetkililerinin her bir araya geldiğinde ilk olarak söylediği ‘’Bizler tarihi İpek Yolu üzerindeki iki dost milletiz ve kültürel olarak da çok benzerliklerimiz var.’’ sözleri şimdilerde artık kullanılamaz hale gelmiş durumda. Zira Çin’in, özellikle Ankara’nın düşürdüğü açıklanan Rus savaş uçağının ardından Türkiye’ye karşı aldığı tutum bu sözlerin kısa vadede söylenemeyeceğini gösteriyor.
İki ülke ilişkileri önceki yıllara oranla sönük geçiyor ve bu durgunluk ise giderek devam etmekte. Öyle ki ikili üst düzey ziyaretlerin son yıllarda azalması da ikili ilişkilerde esen soğuk rüzgârları doğrular nitelikte. Bu durumun sebepleri arasında bir kaç konuyu sıralayabiliriz.
Ekim 2010’da dönemin Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye giden dönemin Çin Başbakanı Wen Jiabao’ın resmi temasları sırasında atılan adımlar ve verilen sözlere bakıldığında hedefe ulaşılmış görünmüyor. Bu ziyarette iki ülke arasındaki ticaret hacmi hedefini 2015 yılında 50 milyar dolar, 2020 yılında ise 100 milyar dolar seviyesine çıkarılması hedefi ortaya konulmuştu. Ancak 2014 yılında 27,8 milyar dolar olan ikili ticaret hacmi Türkiye Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, 2015 yılında ise yine 27 milyar dolar seviyesine gerçekleşti. Bu dönemde Çin’e ihracatımız 2,4 milyar dolar, Çin’den ithalatımız da 24,8 milyar dolar oldu. Aslında bu rakam Çin’in 4 trilyon dolardan fazla olan dış ticaret hacminin yanında çok küçük kalıyor. Çin, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 19. ülke olurken, en çok ithalat yaptığı 1. ülke konumunda bulunuyor. Wen’ın ziyaretinde ayrıca Erdoğan’ın, “İlişkilerimizdeki stratejik işbirliği düzeyini yükseltmek için mutabakata vardık”[1] söyleminin gerçekleşmesinin son gidişata göre imkânsız olduğu da belirginlik kazanmış oldu.
Geçtiğimiz yıllarda Türkiye-Çin ile ilişkileri zaman zaman gergin geçmişti. Türkiye’nin, Doğu Türkistan olarak bilinen Çin’in kuzeybatısındaki Şincan (Xinjiang) Uygur Özerk Bölgesi politikası ve Uygurlara yönelik son yıllarda attığı adımlar Pekin’in tepkisini çekiyor. İlk olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 2009’daki tarihi Çin ziyaretinin ardından patlak veren Urumçi olaylarında Türkiye’nin tavrı Çin’i rahatsız etmişti. Sonrasında yapılan üst düzey ziyaretlerle bu sıkıntı giderildi. Ancak son yıllarda Suriye’de savaşan Uygurlar olduğu söylemleri,[2] Uygurları Çin’den sahte pasaportlarla Türkiye’ye götüren bir şebekenin yakalanması[3] haberleri ile son olarak Çin’in stratejik ortağı Rusya’ya ait savaş uçağının Türkiye tarafından düşürülmesi ikili ilişkileri durma noktasına getirdi. Tabii ki ilişkilerde soğuk rüzgârların esmesine neden olan başka sebepler de var. Örneğin Çin’in kazanması beklenen Türkiye’nin hava savunma sistemi ihalesini Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in geçen yıl katıldığı Antalya’daki G20 Zirvesi sırasında iptal ettiğini açıklaması Çin’in ‘’not ettiği’’ olaylar arasında yer aldı. Teknoloji transferi ve maliyet avantajı nedeniyle 2013 yılı sonunda görüşmeye başlanan Çin’in füze savunma sisteminde bir ara Çinli şirketin ihaleyi kazandığı basına yansımış ve Çin de NATO üyesi bir ülkeye ilk kez böylesine bir sistemi satmanın gururunu yaşamıştı. Ancak Türkiye, Batı’nın baskısı sonrası Çin’e her seferinde değişik gerekçeler sundu ve ihaleyi 5 kez uzattı. Son olarak ise geçen yıl G20 Zirvesi sırasında Türkiye’nin ihaleyi iptal ettiğini duyurmasının ardından Çin medyası Türkiye’nin füze ihalesi konusundaki tutumunun samimiyetsiz olduğunu iddia etti. Ayrıca Çin Devlet Başkanı Xi’nin Türkiye ziyaretini bitirmeden ihalenin iptal kararının açıklanması ise Çin tarafından diplomatik bir saygısızlık olarak algılandı.
Öte yandan Türkiye’nin, geçen yıl Tayland’daki Uygur sığınmacılara kapılarını açması[4] gibi adımları da, Çin’in hoşnutsuzluğuna neden olan adımlar arasında yer almıştı. Çin medyasına göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Temmuz ayının sonunda Çin’e gerçekleştirdiği resmi ziyaretinde Doğu Türkistan İslami Hareketi’ne karşı olduğu şeklindeki açıklaması, Çin’i memnun ettiyse de, sonrasında gelişmeler Pekin’in Ankara siyasetinde bir değişiklik oluşturmadı. Türk tarafının tek taraflı olarak Çinli turistlere internetten kolayca alınabilen elektronik vize imkânı getirmesi gibi adımlar da Çin’in tutumunda değişiklik oluşturmadı. Aksine son zamanlarda Çin sınır kapılarında mağduriyet yada sorun yaşadığını söyleyen Türk vatandaşlarının sayısı hiç de az değil. Tüm yaşanan bu gelişmelere karşı Çin kurumlarının tepkisi Türkiye’den Çin’e gelecek olan turistlere seyahat acentesi ile gelme zorunluluğu getirmesi, ticari vizelerde eyalet ve yerel belediye kurumlarından onaylı kabul belgesi alması şartının yanı sıra, Çin’de oturum izni olan Türk vatandaşlarına ise mülakatlı vize uzatma uygulamasını ekledi. Havalimanlarında Çin’e giriş yada çıkış yapan Türk vatandaşlarına karşı olağan dışı uygulamalar ise daha farklı bir tepki yöntemi olarak gözlemlendi. Kısacası Çin yönetimi Türkiye’ye tepkisini medya yolundan ziyade, Türkiye’ye karşı attığı vize kısıtlamaları, havaalanlarında Türk vatandaşlarına sıkı kontrol, Çinli turistlerin Türkiye’ye gitmesini engelleme gibi yaptırım adımlarıyla gösteriyor.
Özetle son yıllarda ikili ilişkiler seyrinin iyi olduğunu söylemek oldukça zor. İlişkileri bu seyre sürükleyen temel unsur ise ülkeler arasındaki güven ve samimiyette yaşanan sorunlar. Turizm cenneti Türkiye, 100 milyon Çinli turistten payına düşen 300 bin turisti arttırmanın da stratejisini geliştirmeli. Şurası bir gerçek ki, Türkiye, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan ve uluslar arası alanda etkinliğini giderek arttıran Çin’i doğru okuyabilen ve tavrını ‘’duygusallıktan’’ ziyade gerçekçi temellere dayanarak, iki ülkenin de çıkarlarına uygun şekilde göstermesi gerekmektedir. Zira dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkeleri, karşılıklı yarar ve saygı temelinde Çin ile işbirliğini pekiştirilecek stratejik adımlar atıyor. Türkiye neden bunun dışında kalsın ki?
[1] Türkiye ile Çin’den stratejik ortaklık, Yeni Asır, 08.10.2010, http://www.yeniasir.com.tr/dishaberler/2010/10/09/turkiye_ile_cinden_stratejik_ortaklik
[2] Uygur Türkleri Suriye’de Esed’e karşı savaşıyor, Anadolu Ajansı, 01.12.2014, http://aa.com.tr/tr/dunya/uygur-turkleri-suriyede-esede-karsi-savasiyor/96536
[3] 10 Türk vatandaşına ‘sahte pasaport’ tutuklaması, Hürriyet, 15 Ocak 2015, http://www.hurriyet.com.tr/10-turk-vatandasina-sahte-pasaport-tutuklamasi-27963548
[4] Tayland’daki Uygurlar Türkiye’ye getirildi, Dunya Gazetesi, 01 Temmuz 2015 , http://www.dunyabulteni.net/haber/334051/taylanddaki-uygurlar-turkiyeye-getirildi












