Güney Çin Denizi’nde egemenlik krizi büyüyor

0
140 views

2013 yılında Filipinler’in yaptığı başvuruyu değerlendiren Birleşmiş Milletler Daimi Tahkim Mahkemesi, Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik hakları konusunda karara vardı. Filipinler’in açtığı davada mahkemenin Çin’in Güney Çin Denizi üzerinde hakkı bulunmadığına karar vermesiyle birlikte Çin kaybeden taraf oldu.

Çin tarafı, Daimi Mahkeme’nin verdiği karara rağmen bir bildiri yayınlayarak Güney Çin Denizi üzerindeki haklarından vazgeçmeyeceğini ve alınan kararı uygulamayacaklarını belirtti. Çinin yayınladığı bildiride yer alan 4 madde ise şöyle:

  1. Çin, Dongsha, Xisha, Zhongsha ve Nansha adaları dahil olmak üzere Güney Çin Denizi’ndeki adalarda egemenlik hakkına sahiptir.
  2. Çin, Güney Çin Denizi’ndeki adalarda iç sulara, karasularına sahip ve bitişik bölgelerde hakka sahiptir.
  3. Çin, Güney Çin Denizi’ndeki adalarda kendine münhasır ekonomik bölge kıta sahanlığına sahiptir.
  4. Çin, Güney Çin Denizinde tarihsel haklara sahiptir.

Güney Çin Denizi Çin için neden bu kadar önemli?

Öncelikle Çin, Güney Çin Denizi’nin Batı Han Hanedanlığı’ndan Tang Hanedanlığı’nın sonuna kadar Çin’e ait olduğunu iddia ediyor. Ming Hanedanlığı döneminde Çin bu bölgeyi kullanarak denizlere açılmış ve o dönemde bölgenin tek hakimi olduğunu ve Çin’in egemenliği altında olduğunu iddia ediyor. Bu yüzden bölgeyle ilgili bahsi geçen Güneydoğu Asya ülkelerinin tüm müdahalelerini yasadışı ve uluslararası hukuk çerçevesinin dışında olduğunu öne sürüyor. Bu yüzden Çin’in öncelikli amacı Çin’in egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.

İkinci sebep ise Güney Çin Denizi’nin sahip olduğu coğrafi avantaj. Ekonomik anlamda ele alırsak  küreselleşme ile birlikte dünya üzerinde deniz yolu taşımacılığının önemi giderek artmakta. Dünyanın gelişmekte olan en büyük ekonomisine sahip olan Çin’in bu büyümeyi devam ettirebilmesi için kendisine ait bir deniz yolu olması gerekiyor ve Güney Çin Denizi Pekin için en iyi seçenek. Politik olarak ele aldığımızda ise bu bölge Çin’in Güney Çin Denizi çevresindeki ülkelerle ilişkisini sürdürdüğü önemli noktaların başında geliyor. Bu sorunun çözülmesi Çin’in bölgedeki etki alanını genişletecek ve uluslararası arenadaki etkisini artıracak.

Üçüncü olarak Güney Çin Denizi askeri anlamda Çin için stratejik bir öneme sahip. Güney Çin Denizi sahillerini uzun olması sebebiyle kolay hedef alınabilecek bir bölge. Birçok Güney Asya devletlerine yakınlığı sebebiyle de gelebilecek herhangi askeri bir tehdide karşı Çin ancak Güney Çin Denizi’ndeki adaları elinde tutarak gelebilecek tehditlere karşı savunma düzeni oluşturabilir.

Güney Çin Denizini ilgi odağı haline getiren en büyük etkenlerden birisi de bölgedeki petrol ve enerji kaynaklarının bolluğu. Ekonomik kalkınma ve modernleşme yolundaki önemli yetkinliklerden biri olan petrol ve diğer enerji kaynakları ihtiyacını yoğun nüfusu sebebiyle Rusya gibi diğer ülkelerden satın alarak tedarik eden Çin’in en büyük hedeflerinden biri bu alanda kendi kendine yetebilmek. Güney Çin Denizi’ndeki belirsizlik ise küçüklü büyüklü bahsi geçen devletlerin bu bölgeden faydalanması anlamına geliyor. Bu yüzden Güney Çin Denizi’nin aitliğine dair tartışmalar Çin’in ekonomik çıkarlarına aykırı. Çin’in bölgeyi egemenliği altına alması ile birlikte çevre ülkelerin ekonomik kalkınmaları üzerinde dolaylı yoldan kontrolü olacak.

Nanjing Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dekanı Zhu Feng konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulundu. Çin’in Tahkim Mahkemesi’nin kararına karşı belli bir duruş sergilemesi gerektiğini, bölgede Amerika ve diğer devletler tarafından gelecek baskılara direnmesi gerektiğini belirtti. Mahkemenin aldığı kararın sorunun aslına etki edemeyeceğini, alınan karar nasıl olursa olsun uluslararası realiteyi değiştiremeyeceğine değinerek Çin’in bu noktada kendisini açıkça ifade ettiğini ve bu kararı kabul edemeyeceklerini söyledi.

Zhu Feng, konunun Çin-Filipinler ikilisi arasında olan bir mesele olmaktan çıkıp uluslararası bir nitelik kazandığını, bölgede çıkarı bulunan ülkelerin soruna jeostratejik hedefleri doğrultusunda yaklaştığını söyledi. Şu anda mahkemenin aldığı karardan daha çok tarafların olaya yaklaşımının nasıl olacağının önemli olduğunu belirtti. Özellikle bu süreçte Amerika’nın herhangi aşırılıkçı bir askeri müdahalede bulunmaması gerektiğini değindi.

Sonuç olarak Güney Çin Denizi sorunu Filipinlerin açtığı dava ile bir gecede çözülebilecek bir sorun olmaktan çıkıp uluslararası bir nitelik kazanmış durumda. Çin tarafı her ne kadar yayınladığı bildiride tarafların özgürlüklerine saygı duyduğunu ve sorunu barışçıl yollarla çözmek istediğini belirtse de mahkemenin aldığı karara verdiği tepki ile daha da karmaşık bir hal alacağa benziyor. Bölgeyle ilişkisi olmayıp stratejik çıkarı olan ülkelerin olaya müdahalesi de soruna düğüm niteliği kazandırıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here