Son otuz yıldaki ekonomik büyümesiyle dikkatleri üzerine çeken Çin, artık kalkınma modelinin dışında başka konularda da dikkat çekmeye başladı. Çin dış politikası ise bu konuların başında gelmekte. Başta bölgesel konular olmak üzere Çin dış politikası dünya kamuoyunda daha fazla gündeme gelmekte . Çin devlet başkanı Xi Jinping’in 2016 yılı başında üç önemli Ortadoğu ülkesi olan S.Arabistan, Mısır ve İran’a yaptığı ziyaretler ilgi odağı olurken, Çin’in Ortadoğu politikası ile ilgili “Çin Ortadoğu’da Amerika’nın yerini mi almak istiyor? Çin Ortadoğuda arabulucu rol üstlenmeye mi çalışıyor?” gibi bir çok tartışmayı beraberinde getirdi.
Çin’in dış politika hamleleri ve kararlarının arka planında nasıl bir motivasyon olduğu ilgi çekerken, bu durum aynı zamanda Çin dış politikasını anlamada yaşanan güçlüğü ortaya çıkarmakta. Oysa Çin dış politika kararlarının nasıl bir mekanizma ve süreçten geçtiğini kavramak, Çin dış politikasını anlamak adına daha faydalı olacaktır.
Günümüz Çin dış politikasının karar alma mekanizması ve süreci artık Mao dönemindeki gibi tek bir lider ve etrafındaki yakın arkadaşları tarafından oluşmuyor. Özellikle 1978 yılından sonra Deng Xiaoping’in başlattığı değişim süreciyle Çin’in dış politika mekanizması ya da sürecinde oligarşik bir gruptan bahsetmek oldukça zor.
1978 yılında günümüz Çin’inin mimarı olarak atfedilen Deng Xiaoping’in başlattığı “Reform ve Dışa Açılım” stratejisiyle Çin, devlet ve toplum nezdinde çok büyük değişime uğradı. Ekonomik kalkınmanın getirdiği başarılar toplum yaşantısını daha müreffeh ve zengin kılarken, Çin’in uluslararası konumu amudi bir çıkış yakalayarak yükseldi. Tüm bu gelişmeler ise küreselleşmenin ana tema olduğu çağımızda, Çin’i uluslararası sisteme daha fazla entegre olma eğilimine sürükledi. Bu değişim ise Çin’in çeşitli birimlerinin daha fazla dış işlerle meşgul olmasına, dolayısıyla Çin’in dış politikada daha fazla sorun ve konularla muhatap olmasına neden oldu. Son yıllarda bir çok Çin devlet kurumunun art arda kendi içerisinde dış ilişkilerini koordine eden bürolar açması bu eğilimin bir tezahürü niteliğinde.
70’lerin sonunda başlayan bu süreçle Çin dış politikasında karar alma mekanizması ve süreci iki temel değişim içerisine girdi. Bunlardan ilki karar alma mekanizmasının daha profosyonelleşmesi, diğeri ise mekanizmadaki karar alma yetkisinin daha dengeli bir şekilde farklı katılımcılara yayılması.
Birinci değişim aslında dış politikanın genel manada getirdiği bir sonucun etkisinden kaynaklanıyor. Günümüzde dış politika konuları çeşitlilik arz ederken, konuyla ilgili doğru ve tutarlı kararlar almak artık daha fazla alana hakim olmayı gerektiriyor. Bu doğrultuda Çin Dışişleri Bakanlığına baktığımızda 29 yeni birimle dış politikada farklı konularda uzmanlaşmaya çalışıldığını görebiliriz.
İkinci değişim ise liderin dış politikadaki tek karar alıcı mekanizma olması günümüzde daha da zorlaşıyor. Çin dış politikasında karar alma yetki paylaşımının dağılımını gösteren en bariz örneklerden birisi askeri konularda yaşanmakta. Günümüzdeki Çinli liderler Mao ve diğer eski liderler gibi askeri kimliği olmayan kişiler. Askeri tecrübelerden yoksun olan liderler, dış politikayı ilgilendiren askeri konularda ordu liderlerinin tecrübe ve tavsiyelerine artık daha çok ihtiyaç duymakta. Çin’in Doğu ve Güney Çin Denizi’nde yaşadığı sorunlara Dışişleri Bakanlığı ve Çin Halk Kurtuluş Ordusu (HKO)’nun verdiği tepkilere bakıldığında, özellikle de Japonya ile yaşanan sorunlarda, Çin Dışişleri daha diplomatik bir üslup kullanırken, HKO daha sert ve direk tepkiler vermekte. Bir başka örnek ise Çin Dışileri Bakanlığı’nın basın toplantılarında yöneltilen bir çok soruya konuyla ilgili bilgisinin olmadığı ya da diğer bakanlıklara sorulması gerektiği şeklinde cevap veriyor olması.
Günümüzde Çin dünya ile olan entegrasyonunu günden güne artırmasıyla birlikte dış ilişkilerde muhatap olduğu konu ve sorunlar o ölçüde artmakta. Artık bir çok birim Çin dış politika karar mekanizmasına ve sürecine dahil olarak politika yapımına etki edebiliyor. Merkez Politbüro Daimi Komitesi dışında, Dışişleri Bakanlığı, Devlet Konseyi Dış Politika Çalışma Grubu, Merkez Askeri Komitesi, Ticaret Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı vb. bir çok yapılanma ve kurum Çin dış politikasındaki gündeme göre etki gücünü ortaya koyabiliyor. Örneğin söz konusu Kamu Diplomasisi olduğunda Devlet Konseyi dışında, Konfüçyüs Enstitüleri Başkanlığı, Kültür Bakanlığı, Spor İşleri Genel İdaresi gibi kurumlar kendi bünyesindeki çalışmalarla etkin rol oynayabiliyor. Bu durumda göz ardı edilmemesi gereken konu ise; her ne kadar farklı kurumların dış politika mekanizmasına katılımı ve etkisi artsa da devlet lideri ve Politbüro Daimi Komitesinin halen politika yapımında en üst yetkili ve karar merci olduğu.
Sonuç Yerine
Çin dış politikasının kim ya da kimler tarafından belirlendiğini, bunun da ötesinde dış politika kararların arkasındaki motivasyonu anlama adına, Çin’in dış politika karar alma mekanizması ve süreci iyi analiz edilmeli. Çin’e özgü siyasi sistem içerisinde yine kendine has bir şekilde yapılanan Çin dış politika karar alma mekanizmasında günden güne kurumlar arası yetki ve çıkar mücadeleleri gerçekleşirken, bu çekişmeler dış politika mekanizmasında bürokrasi modelini yansıtmakta. Günümüzde Çin dış politika kararlarının alınmasında devlet lideri ve Politbüro Daimi Komitesi büyük birer belirleyici unsurlar olsa da, farklı birimler ülke içi ve uluslararası etkinliği ile karar alıcıları yönlendirerek politika yapımına etki edebilmekte.












