Günümüzde dünya politik düzeni oldukça hızlı bir şekilde değişiyor. Yaklaşık iki yüz yıldır, önce Avrupa ve sonra ABD’nin başını çektiği politik sahnede yeni aktörler kendilerini göstermeye başladılar. Hiç şüphesiz bu aktörler arasında en göze çarpanlardan biri de Çin Halk Cumhuriyeti’dir.

Son otuz yıldır yaşanmakta olan ekonomik sıçrayışın verdiği siyasi güç, Çin’i kendi coğrafyasından başlayarak Asya kıtasında ve sonrasında tüm dünyada ciddi bir nüfuz sahibi ülke haline getirmiştir. Bu durumun meydana gelişinde planlı ve istikrarlı uygulanan askeri ve teknolojik gelişimlerin yanı sıra nüfus, coğrafya, tarih ve kültür gibi potansiyel sermayelerin doğru yönetimlerinin önemli payı bulunmaktadır.

Deng Xiaoping’in başlattığı büyük açılım politikalarından günümüze kadar geçen yaklaşık otuz sene içerisinde Çin ekonomisi yıllık ortalama %10 oranında büyüme kaydetmiştir. Bu oran tarihte Britanya’nın sanayi devrimi sonrası ekonomik büyüme rakamlarının hemen arkasından gelmektedir. Bununla beraber Çin, ekonomik gelişim olarak hâlâ doyum noktasına ulaşmış bir ülke değildir. Yani istatistikî olarak henüz gelişmekte olan ülkeler kategorisindedir.

Çin’in bu kendine münhasır coğrafi ve ekonomik özellikleri, modern tarihte onu alışılmışın dışında bir örnek olarak ön plana çıkarmıştır. Yakın gelecekte dünya başat gücü olması beklenen Çin, batı yerine doğu coğrafyasında ve ekonomik olarak gelişmiş bir ülke değil gelişmekte olan bir ülke olacaktır.

Bilindiği üzere ülkenin 1949 yılında Mao Zedong önderliğinde komünist bir yapı üzerine kurulmasının ardından 1978 yılı itibariyle büyük açılım adı altında bazı reformlar yapılmıştır. Bu reformalar sayesinde kapalı ekonomisinin dünya sermayesine açılmasıyla ülkenin mevcut sisteminin ismi Çin’e özgü sosyalist market ekonomisi halini aldı. Modern ekonomik anlayışlar çerçevesinde bu emsalsiz durum, Çin’in kendi geleceği adına yine kendine ait olan ekonomik yapılandırmalar geliştirmesini zorunlu kıldı. 21. yüzyılın başlarına kadar istikrarlı bir şekilde süren ekonomik büyümenin ardından son beş-on sene içerisinde önem kazanan dışa bağlı ekonominin iç pazara yöneltilmesi ihtiyacı, Çin’in en önemli siyasi gündemlerinden birini oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak 2007 yılında Guangdong ve Chongqing’de başlatılan model eyalet projelerinin, ülkenin geleceği adına tutarlı siyasetler izlemek için örnek mahiyette olmaları beklenmektedir.

Pasta Teorisi

Ülke ekonomilerinde sahip olunan maddi değerlerin adil dağıtılımı ve emek-değer düzeninde ki sistemlilik; ekonomik, sosyal ve politik dengelerin olusturulmasi açısından her zaman için önemini korumakta olan bir husustur. Sosyal huzurun temin ve tesisinin yanı sıra üretim verimliliği ve kalitesini de yakından ilgilendiren adil dağılım hususu ekonomi ve politikanın da üzerinde durduğu önemli başlıklardan biridir.

Burada bahsedeceğimiz Guangdong modelinin muhtevasının izahından önce yukarıda bahsettiğimiz adil dağılım hususuna değinmek iktiza ediyor. Çin’in 30 sene boyunca senelik ortalaması %10 üzerinde seyreden ekonomik büyüme oranları ülke ekonomisini ABD’nin ardından 2. sıraya yerleştirmiş ve Çin’i dünyada ülkeler muvazenesinin ciddi bir unsuru haline getirmiştir. Bu hızlı sıçramanın sonucu olarak ortaya çıkan dengesiz ekonomik dağılım ülkenin en büyük problemlerinden biri durumundadır. Sosyal ve ekonomik düzeni tehdit eden bu problem yine Çin’e ait çözümlemeler ve yöntemler ışığında rayına oturtulmalıdır.

2010 yılı Ulusal Halk Kongresi sırasında başbakan Wen Jiabao’nun konuyu dile getirirken kullandığı örnek sayesinde ortaya çıkan pasta teorisi, ekonomik büyüme ve adil dağılım dengesi sorunsalını gündeme getirmiştir. Genel Sekreter Yardımcısı‘nın açıklamasında Çin ekonomisi büyük bir pastaya benzetilmiş ve gelecek adına pastanın büyütülmesi ile birlikte adil bir şekilde paylaşılmasının da öneminden bahsedilmiştir. Ekonomik büyüme ve adil dağılım konularını gündeme getiren bu açıklamayı, Çin’e ait yeni düzende hangisinin önce gelmesi gerektiği sorusu takip etmiştir. Parlamentonun yeni-sol görüşçü akımı üyeleri pastanın adil bir şekilde dağılımının ekonomik gelişmeye hız verip büyümesini sağlayacağını savunurken, liberal açılımları destekleyen baskın bir grup ise ekonominin önce belirli bir hacime ulaşması gerektiğini ardından adil dağılım politikaları yapılabileceğini dile getirmiştir. 2010 senesinde başlayan bu fikir ayrılığı, devlet yöneticilerinin politik görüşlerini halka sunarken metafor olarak kullandığı pasta teorisinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Guangdong Modeli

Yukarıda bahsettiğimiz pasta teorisi ile ilgili pastanın dağıtılmaya başlamasından önce büyütülmesi taraftarı olan Guangdong valisi Wang Yang bu sebeple ekonomide liberal açılımların ve dışa dönük kapitalist politikaların devamı adına fikirlerini bildirmiştir. Guangdong eyaletinin Çin’in dış ticaretinde önemli bir kapısı olması, eyaletin ülkenin bu eksenli politikaları adına model olabilmesini mümkün kılmıştır.

Çin’in Guangdong eyaleti ile ilgili yapılacak yorumlarda bu eyaletin kendine özgü tarihi ve coğrafik zemini göz önünde bulundurulmalıdır. Ülkenin güney doğu sahil şeridinde bulunan ve büyük bir ticaret üssüne dönüşen Guangdong, Çin’in ‘Büyük Açılım’ politikalarından en büyük payı alan eyaletlerin başında gelmektedir. Guangdong modelinin ortaya çıkmasında, eyaletin sahip olduğu özellikleri üç ana başlıkta sıralayabiliriz; farklı sahalarda aynı anda uygulanabilen sıkı ve esnek yönetim şekli, devlet kontrollü market ekonomisi (karma ekonomi), ekonomik ve sosyal eşitsizlikler.

Sıkı—Esnek Yönetim

 Çin’in otuz senedir devam ettirdiği politik, ekonomik reformların merkezinde bulunan  Guangdong, açılımların en verimli geçtiği eyaletlerin başında gelmektedir. Bu duruma bağlı olarak ülkenin kendine ait idari yapısında, mahalle ve köylerden başlayarak şehir ve eyaletlere kadar otorite ve yönetimin merkezileştirilmiş katı yapısına karşılık, Guangdong bölgesi mevcut güç dengelerinde otuz senelik açılımların meyveleri olarak üç büyük reforma imza atmıştır.

Birinci olarak, eyalet bazında güç dağılımında hızlı bir yerelleşmeye gidilmektedir. Burada hiyerarşik açıdan dikey bir güç dağılımından bahsedilebilir. Yani eyalet merkezî yönetiminde toplanmış yetkinin demokratikleşme yörüngeli olarak şehir, ilçe ve kasabalar olmak üzere alt birimlere dağıtılmasıdır. Bu tarz bir güç dağılımı yerel bazda nisbi bir özerkleşmeyi ve sıkı denetim imkanlarını sağlayacaktır. İkinci sırada, ekonomik gücün yatay halde paylaşımı gelmektedir. Bu durum devlet elinde olan ekonomik sistemin özel sektörle işbirliği halinde yürütülmesi ve bu sayede bölgenin ticari ve finansal alanda serbestleşmesi olarak özetlenebilir. Merkezi otoritenin yetkilerine sınırlamalar getirilmesi, yönetim alanında getirilen uygulamaların bir diğeridir. Bu şekilde yönetimi daha esnek bir hale getirmek amacıyla prosedürde merkezi yönetim tarafından onama gerektiren kalemlerde azaltılmalara gidilmiştir.

Bunlarla beraber Guangdong eyaletinin ‘sosyalleşme’ süreci de hız kazanmıştır. Çin’in diğer eyaletlerinde mevcut olan ekonomi endeksli yönetim tarzı önceliği kâr ve ekonomik büyüme alanlarına verdiği için bir çeşit fabrika işletimi usulünde yapılan yönetim, sosyal sorunların üzerine eğilmede yetersiz kalmaktadır. Söz konusu sistemde ekonomik faaliyetlerin bir bütün olarak devlet tarafından kontrol edilmesi gerekirken, Guangdong modelinde yönetim, kurallar koyan ve denetleyen bir rol üstlenmiştir. Yani ekonomik büyümeyi herşeyin üzerinde tutan bir iç politika yerine, kamu hizmetlerine önem veren, ekonomik faaliyetler ve geniş sosyal taban arasında bağ kurmaya çalışan bir yönetim şekli benimsenmiştir.

Guangdong ayrıca ‘istişari demokrasi’yi (consultative democracy) uygulamaya koymuş ve diğer eyaletlere bu konuda örnek teşkil etmiştir. Mevzûbahis uygulamada Guangdong merkezî eyalet idaresi, kendi resmi web sitesi, gazeteleri ve diğer medya platformaları aracılığıyla halktan idari uygulamalar ile alakalı yeni fikir ve projeler talep etmek suretiyle halkın yönetimde rol sahibi olmasını sağlamaktadır. Bu konuda 2006 yılından başlayarak Guangdong Belediyesi, idari düzenlemelerin belirlenmesi konusunda halkın katılım ve etkisini standardize eden ilk yönetimdir.

Sıkı ve esnek bir yönetim tarzını beraber yürütmeyi hedefleyen böyle bir sistemin özgün sonuçlar vermesi öngörülebilir. Politik açıdan yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, ekonomik büyümeye zemin hazırlayacak olan istikrarı beraberinde getirecek ve ekonomik açıdan sağlanan özgürlükler pazar gelişiminde etkili olacaktır. Ancak yine de politik reformların yetersizliği sebebiyle merkezi ve tekelleşmiş devlet gücünün temel yapısında henüz ciddi bir değişim olmamıştır. Dahası Çin için hukukun üstünlüğü ve demokrasinin kurumsallaşması gibi durumlardan söz edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla politik gücün sınırlanması ve denetlenmesi veya medenî hakların uygulanabilirliği henüz sadece bir “Çin Rüyasından” ibarettir. Bundan dolayı rüşvet, hükümet yetkilileri arasında yaygın ve durdurulması çok zor bir hal almış durumda. Komünist Parti genel sekreteri Xi Jinping’in 2013 yılında göreve gelmesinden itibaren rüşvet ve yolsuzluk konularının üzerinde ısrarla durması durumun ciddiyetini göstermektedir. Netice olarak, gelecekte, rüşvetin önüne geçme amaçlı etkili kurumsal yapılar kurarak politik reformalarını derinleştirme konusu Guangdong’u ve sonrasında Çin’i bekleyen en büyük sorunlardan bir haline gelecektir.

Karma Ekonomi

Guangdong modelinde öne çıkan özelliklerden bir tanesi de, eyaletin mevcut ekonomik yapısıdır. Bu yapıda devletin elini ekonomiden bütünüyle çekmediği, hatta ciddi miktarda kontrol altında tuttuğu, ithalata dayalı bir pazar ekonomisinden söz edebiliriz. 1980’lerden başlamak üzere Guangdong idaresi özel şirketlerin ciddi rol aldığı karma pazar ekonomisi eksenli reformlara imza atmıştır. Zamanla hızlı şekilde serbestleşerek büyüyen ekonomide devletin kontrolü ciddi şekilde azalma göstermiş, mülkiyet, fiyat belirleme ve mülkiyet hakları konusunda eyalete özgü yeni reformlar uygulanmaya başlanmıştır.

Ancak yinede ana karada ki en serbest ekonomik sisteme sahip Guangdong eyaleti için  dahi özgürce ticaret yapmayı tam mümkün kılan bir ekonomik sistem tanımı yapılamaz, Öte yandan Guangdong’da hâlâ yerel yönetimler, yerel ekonomik gelişmelerin temel aktörleridir. Günümüzde, Guangdong eyaletinin ekonomik sistemi adına yine de idarenin tekelinden ve haksız rekabetten söz etmek mümkündür.

Sosyal Denge

Guangdong modelini ortaya çıkaran bir diğer element ise sosyal eşitsizlik ve dengesizliktir. Bu dengeyi sağlayacak üç ana faktör -sosyal düzen, sosyal güvenlik, sivil toplum-  muhtelif aşamalarda gelişimlerini devam ettirmektedir.

Sosyal düzen yönüyle Guangdong modelinde hedeflenen, geleneksel basit ve katı kontrol düzeninin yerine hukukun üstünlüğünün ön planda olduğu, daha stabil bir toplumsal düzen ortaya çıkarmaktır. Her ne kadar hukukun üstünlüğü konusunda henüz tatmin edici büyük adımlar atılmış olmasa da, eyalet yönetimi kendi içerisinde bu yavaş geçiş sürecini sağlayacak bazı uygulamaları başlatmış durumda. Örneğin 2009 yılından beri eyalet çapında 1600 ilçede toplumun tansiyonunun ölçülebilmesi ve dilek-şikayetlerin yönetime ulaştırılabilmesi adına kurulmuş kurumlar sosyal ve siyasi hayatı birbirine yakınlaştırma rolü üstlenmişlerdir.

Öte yandan bölgede şahsi güvenlik ve sigortalanma anlayışı hızla güçlenmektedir. Guangdong  eyaleti işsizlik, sağlık, konut, vb. konularda ülkede en yüksek sigortalanma oranlarına sahip bulunuyor. Özel sigortalanmada ki artış devlet destekli yardım ve sigorta oranlarını azalttığı gibi mali açıdan da devlete önemli bir destek sağlıyor. Örneğin Zhanjiang sağlık sigortası reformu gibi uygulamalar kamusal ve özel sigortalanma meblağlarını optimize ederek karşılıklı bir denge oluşturmayı hedefliyor_.

Sivil toplum anlayışı, Guangdong eyaletinde diğer eyaletlere kıyasla iyi durumda olan sosyal faktörlerden biridir. Kişisel görüşlerin öne sürülmesi veya idari birimlerin denetimi konusunda Guangdong eyaleti insanlarının diğer eyaletlere nazaran belli bir farkındalığından söz edilebilir. Bununla birlikte sosyal dernek ve kurumların fazlalığı, nisbî ifade ve medya özgürlüğü Guangdong vatandaşının farkındalığında rol oynayan etmenlerdir. Nitekim güçlü bir sivil toplum anlayışı Guangdong yönetiminin, toplumun görüş ve sıkıntılarına karşı daha özenli bir tutum sergilemesine sebep olmuştur. 2009 yılında Panyu bölgesinde inşaatına başlanması planlanan atık yakma merkezi projesi yerli halkın protestoları, internet üzerinden kurulan forumlar ve tartışma platformlarının alternatif arayış etkilerinin sonucu iptal edilmiştir.

Sonuç

Guangdong modeli hükümet tarafından kontrol edilen, tek boyutlu ve katı ekonomik-sosyal yönetim sisteminden, çok boyutlu; ekonomi-toplum-siyaset faktörlerinin karşılıklı alakalı olduğu bir döneme doğru geçiş yapıyor. Dönüşümün görünen yüzünde ki hedef, dışa bağımlı bir ekonomik sistemi iç pazar ağırlıklı hale getirebilmek ve bahsi geçen ekonomi pastasını dengeli bir şekilde büyütürken adil olarak dağıtabilmektir. Model üzerinden daha derinlere inildiği vakit, birleşik ve entegre bir sistemin tekelci zihniyetini, bununla beraber pazar ekonomisi ve mücadele geleneği arasında mevcut olan gerilimin çözüme kavuşturulma uğraşı anlaşılabilir. Şu an için, olgunlaşmış bir sistemden oldukça uzak olan Guangdong modeli kendi geleceği ve ülke geleceği adına devam ettirilecek reform ve açılımlara muhtaçtır.