4 Mayıs Hareketi Shandong (Şandong) bölgesinin Paris Konferansı’nda Almanlardan alınıp Japonlara verilmesi üzerine Pekin’de öğrencilerin önderliğinde başlayan bir halk hareketidir. Bu hareket Çin halkı üzerinde çok büyük bir etki yapmış, bununla birlikte Çin’de batılı ve komünist düşünceler toplum içinde hareket alanı bulmuştur. Mao Zedong da ilk defa bu devrimci halk hareketi sırasında komünist fikirlerle tanışmış ve sosyalist yayınları daha yakından takip  etmeye başlamıştır.

4 Mayıs hareketine sebep olan siyasi süreç

1868’de başlattığı Meiji restorasyonuyla kendi rönesansını yaşamaya başlayan Japonya, 30 sene gibi kısa bir sürede Pasifik’in en güçlü devleti haline gelmeyi başararak, Doğu Asya’daki dengeleri altüst etti. Güçlü bir devlet haline geldikten sonra Pasifik’te sömürgecilik faaliyetlerine girişen Japonya, hem coğrafi açıdan yakın olması  sebebiyle hem de Rusya ve Çin’e karşı stratejik bir mevki olması sebebiyle o zamanlar  Çin’in kontrolü altında  olan Kore Hanedanlığı’na gözünü dikmiş ve hanedanlık içindeki taht kavgasına direkt müdahale ederek Kore üzerinde siyasi bir egemenlik kurmak istemiştir. Bu sırada Japon  İmparatoru Mikado, Başbakan İto’nun telkinleriyle Kore’deki karışıklıkları bahane ederek 1 Ağustos 1894’te denizden Kore Yarım Adası’na çıkarma yapmaya başlamış ve on iki gemilik Çin donanmasını Port Arthur Liman’ında sıkıştırarak yedisini batırmayı başarmışlardır. Çinliler için çok büyük bir yenilgi ile sonuçlanan Jiawu Savaşı’ndan sonra Qing Hükümeti adına çok ağır hükümler içeren ve Çin’in Kore üzerindeki birçok hakkından vazgeçtiğini bildiren, Çin tarihinin en ağır antlaşmalarından biri olan Kimonoseki antlaşması imzalanmıştır. Bu yenilgi sonucunda Li Hongzhang’ın başını çektiği batılılaşma yanlısı grup büyük bir darbe almış ve batılılaşma çabaları da büyük bir fiyasko ile sonuçlanmıştır. Çin‘in içine düştüğü  durumu gören Avrupalı sömürgeci devletler artık Çin topraklarından daha fazla yararlanmak için sırasıyla saldırıya geçmişlerdir; 1898’de Hong Kong İngiliz Hükümeti’ne 99 yıllığına kiraya verildi ve İngiliz Hükümeti’nin Tibet üzerindeki  etkisi antlaşmayla kesinleştirildi. Fransa, Vietnam ve Kamboçya’dan Çin’in Yunnan eyaletine girerek burada hak iddia etmeye başladı, Ruslar Çin’in kuzeyinde kalan topraklardaki etki alanını iyice genişleterek Japonlarla adeta komşu durumuna dönüştüler. Almanlar ise  Çin’in Shandong eyaletinin Jiaoao bölgesinde iki Alman misyonerin öldürülmesini bahane ederek buraya derhal asker  çıkarmış ve 6 Mart 1898 de Shandong bölgesini kendi nüfuz sahaları içine almayı başarmıştır.

1911 yılında  Çin’de Xinhai(Şinhay) devrimi olmuş ve Qing hanedanlığı yıkılmıştı. Sun Yatsen’in önderliğinde kurulan geçici hükümet kısa sürede Kuzeyli Savaş Ağalarının eline geçerek 1913 yönetim tamamen eski bir Qing generali olan Yuan Shikai‘a geçecekti. Yuan Shikai 1916’da ölene kadar Çin’i adeta kendi imparatorluğuymuş gibi yönetecek ve mümkün olduğu kadar savaşlardan uzak durmaya çalışacaktı. 1914’te 1.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Uzak Doğu’daki böyle büyük bir toprağı kontrol edemeyeceğini anlayan Almanya, Shandong bölgesini tekrar Çin’e iade etmeyi kabul etmişti. Fakat Japonlar 2 Eylül 1914’te Almanlara savaş ilan ederek Shandong bölgesini Almanların elinden almışlardı. Japon hükümeti bu işgalden hemen sonra  Çinlilere tarihte ‘21 İstek’ olarak bilineb Tanaka muhtırasını (18 Şubat 1915) deklare ederek Yuan Shikai hükümetine bu maddelerin geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Tanaka muhtırasının 3. Maddesine göre Çin Shandong bölgesindeki bütün haklarını Japonlara devrediyordu. Yuan Shikai meclisi toplantıya  çağırarak bu maddeleri müzakere ettikten sonra, maddeleri 25 Mayıs 1915’te kabul etmek zorunda kaldı. Bütün bu çalkantılı yıllar içinde Yuan Shikai 1916 ‘da ölmüş, bundan istifade eden Sun Yatsen ise  Japonya’dan Guangzhou’ya gelerek burada Kuzey Çin Hükümeti’ne karşı 10 Eylül 1917’de Güney Çin Hükümeti’ni kurmuştur. Halkın desteğini büyük ölçüde kazanan Güney Hükümeti’ne karşın Kuzey Hükümeti maddi sarsıntılarla çalkalanıyordu. Kuzey Hükümetinin bu durumunu takip eden Japonya, karşılığında Japonya’nın Dongbei ve Shandong’daki üstünlüklerini tanımaları şartıyla borç para vermeyi teklif edince zaten fazla bir ömrü kalmadığını anlayan Kuzey Hükümeti bu teklifi hemen kabul edip adeta Japonya’nın bir kuklası haline dönüştü.

4 Mayıs Hareketi’nin fikirsel  altyapısı ve toplumsal süreç

Tanaka Muhtırası’nın etkisi sadece siyasi alanda kalmamış, sosyal alanda da büyük yankı uyandırmıştı. Tanaka muhtırası aslında öğrenciler ve aydınlar arasındaki yurtsever öfkeyi belirgin bir emperyalizm ve feodalizm karşıtı harekete  dönüştürmüştü. Özellikle 1917’de Amerika’dan dönen Hu Shi, ‘Aşamalı Reform’  ve Çin’in toplumsal ve siyasi kurumlarının batılılaştırılması ile birlikte  bir “Edebiyat Devrim’inden” söz etmeye ve yazılar yazmaya başladı. Bu yeni nesil aydınlar çoğunluğu tahsilini yurtdışında yaptığı için, Çin’de de Avrupa gibi bir rönesans istiyorlardı. Bunun için ilk olarak 1915’te Yeni Gençlik Dergisi’ni kurarak fikirlerini bu dergi etrafında halka açmaya başladılar. Bu  Aydınlara göre Çin’in ihtiyacı olan yeni bir dil, edebiyat ve bilimdi. Çinli aydınlar, eski ve köhnemiş yapıya tümüyle karşı çıkılmasını istiyorlardı. Hu Shi bir konuşmasında: ‘Çin’in Konfüçyus ve onun çoçuklarını kovmaya ihtiyacı olduğunu’ söylüyordu. Bununla  beraber eşit haklar, bireysellik ve kadınlara oy hakkı tanınmasını gibi yeni fikirler de ortaya çıkmaya başlamış ve bu yeni fikirleri halka anlatabilmek içinde ilk iş olarak dilde bir sadeleştirilmeye gidilmesi gerektiğini kavramışlardı. Bu yüzden geleneksel yapıdan kopmaya yatkın bir duruş sergileyen bu aydınlar Mayıs 1918’de Yeni  Gençlik Dergisinde Lu Xun’un imzasını taşıyan ilk basitleştirilmiş hikayeyi yayınladılar.

Bütün bu gelişmelerin yanı sıra Çin’e Marksist yayınlar da girmeye başlamış ve Li Dazhao’un girişimiyle Çin’de Marksizm hızlı bir şekilde yayılma alanı bulmuştu.

Paris Barış Konferansı ve olayların patlak vermesi

  1. Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile birlikte Müttefik Devletler savaş sonrasındaki dünya düzenini belirlemek için Paris’te büyük bir konferans düzenliyorlardı. Çinliler ABD Başkanı Wilson’un savaş sonrası verdiği vaatlere inanarak bunları büyük bir coşkuyla kutlamışlar ve delegelerini tam bir buçuk ay öncesinden Paris’e göndermişlerdi. Tabi bu sırada Çin’de iki başlı bir yönetim olduğundan Sun Yatsen önderliğindeki Güney Hükümeti de bazı temsilcilerini Paris’e giden bu heyetin içine sokabilmişlerdi.

18 Ocak 1919’da konferans başladıktan ancak üç gün sonra Çinli delegelerin toplantıya alınması aslında bir şeylerin ters gitmeye başladığının en büyük habercisiydi. İlk başta Çinli delegeler Amerika’ya dayanarak Shandong  bölgesini Japonların elinden alabileceğini düşünüyordu, aslında Amerikalılar da bu bölgenin Japonların elinde olmasındansa Çinlilerin elinde olmasını tercih ediyorlardı, fakat yine de bu konuda Japonlarla sürtüşmekten özenle kaçınıyorlardı. Çinliler Shandong bölgesi üzerindeki haklarının zorla ellerinden alındığını ve  Tanaka Muhtırası’nın geçersiz olduğunu savunuyorlardı. Amerika her ne kadar ilk başlarda Çinlilerden yana gibi görünmüşse de gelen Japon baskıları üzerine 16 Nisan’da bu görüşlerini değiştirip Japonları desteklemeye başlamıştı. Fransa, İngiltere ve Amerika’yı yanına çekmeyi başaran Japonya, Çin’e bu bölgeden askerlerini çekeceğini fakat ekonomik anlamda buranın  kendilerine bağlı kalacağını bildirmişti. Yani Çinli delegeler Shandong bölgesindeki Japon varlığını kabule mecbur bırakılıyorlardı.

Olayların patlak vermesi

Mao Zedong’un daha sonraları “İlk Kültür Devrimi” diye nitelendireceği 4 Mayıs Hareketi aslında bir anda ortaya çıkmış bulunmuyordu. 1918’de Japonlardan yüklü miktarda borç alınması zaten  ülkeyi ayağa kaldırmış ve öğrenciler başkanlık sarayı önünde gösterilere başlamışlardı. Zaten Tanaka Muhtırası’nın yıl dönümü olan 7 Mayıs’ta büyük bir greve gitmeye hazırlanan öğrenciler, Paris Barış Konferansı’ndaki bu gelişmelerden sonra toplanıp valinin evine doğru yürüyüşe geçtiler. Polisin durdurmasıyla olaylar büyümeye başlamış, Haziran ayına kadar sürecek olan grevler ve protestolar birbirini izlemişti. Pekin Kuzey Hükümeti bütün bu gelişmelerden sonra antlaşmayı tanımadığını ilan etmek zorunda kalarak Paris’teki Çinli Delegelere antlaşmayı imzalamama konusunda talimat verdi. Shandong meselesi 1921’deki Washington Konferansı’na kadar belirsizliğini koruyacak ve nihayet bu konferansta Çinliler lehine bir çözüme kavuşacaktı.

Sonuç

Aslında  bir öğrenci protestoları olarak başlayan bu olaylar kısa zamanda ülkenin her yerine sıçramış ve milli bir uyanışı da beraberinde getirmeyi başarmıştı. Ülke düzeninin bu şekilde gidemeyeceğini anlayan Çinliler, Kuzeyli Savaş Ağaları’ndan uzaklaşıp kendilerini Sun Yatsen önderliğindeki Güney Hükümeti’ne yaklaştırmışlardı. Aynı zamanda Marksist yayınlar da artık Çin’de nüfus bulmaya başlamış ve olaylar sırasında Pekin Üniversitesi Kütüphanesi’nde çalışan Mao Zedong da Marksizm ile ilk defa bu olaylar sırasında tanışmıştı. Aynı zamanda Çinliler ilk kez Afyon Savaşları’ndan bu yana süre gelen baskı ve  zulümlere bir dur demişlerdi.