Yaklaşık 2000 yıl önce Çin’in Han hanedanlığı zamanında temelleri atılan ve ardından Tang hanedanlığı ile daha aktif bir hale bürünen İpek Yolu, geçmişte Çin’in dünya ile tanışmasında önemli bir kilometre taşı olmuştur. Ticari bir yol olmanın yanı sıra kültürel etkileşim noktasında da dünya medeniyetine önemli katkı sunan İpek Yolu günümüzde, küreselleşmenin ulaşım ve haberleşme alanında getirdiği kolaylıklar ile farklı bir mahiyete bürünmüştür. Bu tarihsel fonksiyonu ile İpek Yolu, insanlar ve ülkeler tarafından tekrar ilgi odağı olmuştur. İpek Yolu, özellikle de bu yolun kurucusu ve başlangıç noktası olan Çin için ayrı bir anlam ifade etmektedir. Nitekim Çin Devlet Başkanı Xi Jinping 2013 yılı Eylül ayında Orta Asya ülkelerine yapmış olduğu resmi ziyaret esnasında ‘Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattı’ fikrini ortaya atarak, İpek Yolu’nun Çin ve bölge ülkeleri adına önemli bir tarihi miras olduğunu vurgulamıştır.
‘Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattı’ nedir?
Xi Jinping 2013 yılı Eylül ayında yaptığı Kazakistan ziyaretinde, ülkenin önemli üniversitelerinden biri olan Nazarbayev Üniversitesi’nde yapmış olduğu konuşmada ilk defa ‘Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattı’ ifadesini: “Avrasya ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkinin daha yoğunlaştırılması, işbirliğinin daha derinleştirilmesi ve gelişme alanının daha genişletilmesi için, ‘İpek Yolu Ekonomik Hattı’nı inşa edebiliriz. Bu, İpek Yolu’nda bulunan ülkelerin halklarına iyilik sağlayabilecek büyük bir dava olacaktır.” [1] şeklinde belirtmiştir.
Xi Jinping’in açıklamasından da anlaşılacağı üzere Çin eski İpek Yolu hattı üzerindeki ülkelerle yeni bir ekonomik hat kurgulaması yapmaktadır. Bu oluşturulacak hat üzerinde hedeflenen ise bölge ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin üst düzeye çıkararak yeni bir ekonomik iş birliği mekanizması oluşturulmasıdır. Xi Jinping, oluşturulacak bu yeni hatta öncelikli olarak şu beş temel adımla başlanabileceğini ifade etmiştir, bunlar;
- Ülkelerarası karşılıklı politika bağlantısını güçlendirmek,
- Karşılıklı ulaşım yollarını birleştirmek,
- Karşılıklı olarak pürüzsüz bir ticaret ortamı oluşturmak,
- Ülkelerarası para birimi dolaşımını güçlendirmek ve
- Ülkelerarasında halklar bazında ilişkileri ilerletmek’[2]tir.
Xi Jinping yukarıda temel olarak ‘Yeni İpek Yolu Hattı’na dair fikirlerini ortaya koymuş, Kazakistan akabinde gerçekleştirdiği diğer Orta Asya ülkeleri ziyaretinde ve 2013 Şanghay İş Birliği Örgütü toplantısında bu hattın önemi üzerinde durmuştur. ‘Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattı’ fikrini ortaya koyan ve aktif bir şekilde uygulamaya çalışan Çin perspektifinde, bu fikrin amaç ve hedeflerini analiz etmek oldukça önemlidir. Özellikle Çin’in iç ve dış politikadaki gereksinimleri açısından, nasıl bir arka planda bu fikrin ortaya çıktığını kavramak, Çin’in bu hattın oluşumunda neden bu kadar aktif bir rol oynadığını anlamada yardımcı olacaktır.
‘Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattı’ fikri nasıl bir arka planda oluşmuştur?
Geçtiğimiz son 10 yıl içerisinde dünya jeopolitik düzleminde önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Wikileaks olayı, Arap Baharı, Suriye sorunu ve Kırım’ın Rusya’ya ilhakı bu değişimin en önemli somut göstergeleri olmuştur. Tüm bu gelişmeler üzerine Çin, değişen bu düzlemde kendine uygun olan konumu aramaktadır. Bu çerçeveden baktığımızda Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattı’nı dış ve iç politika olmak üzere temelde iki farklı açıdan yorumlayabiliriz.
2012 yılında Obama hükümetinin stratejik yönelimini Asya-Pasifik’e kaydıracağını açıklamasının ardından, Asya-Pasifik geleneksel rekabet ortamı daha da karmaşık bir hale bürünmüştür. Mevcut durumda Avrupa’nın ASEM, Amerika’nın ise TPP mekanizmaları ile Asya-Pasifikteki arayışları, özellikle Güney Doğu Asya bölgesinde iş birliği alanını oldukça daraltmıştır. Bunun yanı sıra Çin’in bölge ülkeleriyle ikili ilişkilerde yaşadığı tarihsel sorunlar ya da sınır sorunları Çin’i dış politika açısından zora sokmuştur. Özellikle son yıllarda sıcaklığını koruyan Güney Çin denizi sorunu ve geçtiğimiz yıl Çin’in Japonya ile yaşadığı ada sorunu ile birlikte Çin, dış politika açısından Asya Pasifik bölgesinde çıkmaza girmiştir. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin bölgede lider ülke olma refleksi gösteremezken, bölge dışındaki ülkelerin Asya-Pasifikte etkin olma çabaları ile Çin bu rekabette daha pasif kalmıştır. İşte tam bu sebepten dolayı yeni bir diplomatik manevra alanı arayan Çin ‘Yeni İpek Yolu Hattı’ söylemiyle stratejik vizyonunu Asya-Pasifik bölgesinden, ABD ve Avrupa’nın daha az etkin olduğu bölgelere kaydırarak hem uluslararası konumunu güçlendirmenin hem de bu geleneksel rekabette kendi çıkarlarını korumanın yolunu aramaktadır. Nitekim Çin’in Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgeleriyle olan ilişkisinde tarihsel sorunlar bulunmamasından dolayı, Çin bölgedeki ülkelerle iyi ilişkiler geliştirmektedir. Özellikle Orta Asya’da Amerika’nın etkinliğinin nispeten az olması ve Çin’in bölgeyle olan tarihi ilişkileri Çin’e önemli fırsatlar sunmaktadır. Son iki yıl içerisinde Çin akademi dünyasında ‘Batıya giriş’ adı altında bir çok makale yayınlanmış ve Çin’in dış politika stratejisini kendi batısında kalan bölgelere kaydırması gerektiği ifade edilmiştir. Gerek Çin akademi çevresince gerekse devlet bazında Çin dış politika stratejisinin Güney Doğu Asya’da yukarıda arz ettiğimiz etkenlerden ötürü kısıtlandığı ve Çin’in yeni yönelim alanlarının olması gerektiğinin farkındalığına varılmıştır. Burada Çin’in ekonomi ve enerji alanında çıkarlarını garanti altına alması şüphesiz en önemli yönelimidir. Günümüz itibariyle Çin dünya enerji kaynaklarının büyük bir kısmını ithal etmektedir. 2013 yılı Uluslararası Enerji Ajansı’nın yayınladığı rapora göre Çin kısa bir zaman diliminde dünyanın en fazla enerji tüketen ve en fazla petrol ithal eden ülkesi konumuna gelecektir. Mevcut durumda Çin Orta Doğu petrollerinin %49.8’ini, Afrika petrollerinin ise %23.9’unu ithal etmektedir. Tüm bu petrol akışının %70’ini ise deniz ulaşımıyla gerçekleştirmektedir.[3] Fakat ABD’nin deniz yollarında ve deniz gücündeki etkinliği Çin’i olası bir ABD müdahalesi açısından tedirgin etmekte ve alternatif yollar aramaya itmektedir. ‘Yeni İpek Yolu Hattı’ ile Çin, dünya enerji kaynaklarının önemli bir bölümünü barındıran Orta Asya’da daha aktif olarak bulunarak, enerji tedarikini hem daha güvenli hem de daha ucuz yollarla karşılamak istemektedir.
Ekonomik açıdan baktığımızda ise Çin’in Orta Asya ülkeleri ile son yıllardaki dış ticaret hacmi oldukça hızlı bir ivme kazanmıştır. 1992 yılında Orta Asya ülkeleri ile olan dış ticaret hacmi 420 milyon dolarken, 2001 yılında 5.5 milyar dolar olmuş, 2001 yılında Shanghai İş Birliği Örgütü’nün kurulmasının ardından bu rakam 2012 yılında 50 milyar dolara çıkmıştır.[4] Şu an itibariyle Çin Orta Asya ülkelerinin en büyük ticari ortağı ve en fazla enerji ithal eden ülkesi konumundadır. Buradaki ekonomik yönelimi sadece Orta Asya açısından incelemek doğru olmayacaktır. Çin Orta Asya’nın bir adım ilerisinde Batı Asya ve Kuzey Afrika bölgelerini de bu çerçeve içerisinde değerlendirmektedir. 2011 yılında NATO güçlerinin Libya’ya girmesiyle Çin’in Libya ile imzalamış olduğu 11.8 milyar dolarlık anlaşması iptal olmuş ve bölgedeki ekonomik çıkarları zarara uğramıştır.[5] Bu aynı zamanda Çin’in mevcut Suriye sorununa olan tutumunun gerekçelerinden bir tanesidir. Yukarıda arz ettiğimiz noktalar Çin’in Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattı’nı oluşturmadaki dış politika gereksinimleridir. Fakat asıl çıkış noktası Çin’in iç politikasındaki ihtiyaçlarının itici güç olmasındadır.
Bu yüzden ‘Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattı’ söyleminin asıl görülmesi gereken arka planı Çin’in iç politikasına bakan yanıdır. 2013 yılında Xi Jinping hükümetinin göreve gelmesiyle birlikte ülke içinde ve dışında gözler yeni hükümete ve politikalarına çevrilmiştir. Xi Jinping ‘Derinlemesine Reform’ söylemiyle hükümetin yeni bir reform sürecine gireceğini açıklamasının ardından, 2014 yılı Mart ayında gerçekleştirilen Ulusal Halk Kongresi’nde Başbakan Li Keqiang ; ‘Ekonomik reformlar derinlemesine reform sürecinin ana konusu olacaktır’ [6]diyerek gerçekleşecek reformların hangi doğrultuda olacağını ifade etmiştir. Peki bu reformlara neden ihtiyaç vardır? Ya da bu reformlar ile Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattı arasında nasıl bir bağlantı vardır? Çin geçtiğimiz son on yıl içerisinde ortalama çift haneli büyüme hızı yakalayarak 2010 yılında Japonya’yı geride bırakmış ve dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumuna yükselmiştir. Çin’in bu ekonomik performansını devam ettirdiği takdirde 2020 yılında yaklaşık 22.9 trilyon dolarlık GDP’si ile ABD’yi geçerek birinci ekonomi, 2030 yılına gelindiğinde ise 59.4 trilyon dolarlık GDP’si ile ABD ekonomisinin 1.7 katına ulaşması beklenmektedir.[7] Fakat son bir kaç yıldır ekonomik büyümede yaşanan yavaşlama bu tablo açısından oldukça endişe vericidir. Bu sorunun çözümü adına ekonomik büyüme hızının korunması devlet politikası olarak en önemli gündem maddesidir. Bu açıdan baktığımızda Xi Jinping hükümetinin aldığı reform kararları oldukça hayati önem taşımaktadır. 2014 Ulusal Halk Kongresi’nde alınan reform kararların çoğu ekonomik canlılığı koruma adına atılan finansal ve ekonomik sistemi daha açık bir hale getirmeye yöneliktir. Bu reformları kısaca dört başlık altında toplayabiliriz. Bunlar;
- Finans sektöründe devlet kontrolü azaltılarak sektör daha dışa açık hale getirilecek, bununla birlikte küçük ve orta ölçekli bankalar özel girişim ile kurulabilecek.
- Devletin çeşitli sektörlerdeki fiyat belirleme müdahalesi azaltılarak daha esnek ve özgür bir fiyat belirleme sistemi oluşturulacak,
- Önemli bir işçi gücü olan köylü kesimin küçük ve orta ölçekteki şehirlere ikametgâhını taşımasında yasal kolaylık sağlanacak,
- Devlet tekelinde bulunan tıp, eğitim, finans ve kültürel bir çok sektör özel girişimlere açılacak.
Yukarıda belirlenen bu reformlar ile hedeflenenler ise;
- Finansal olarak daha özgün bir yapı oluşturularak Çin para birimi Yuan’in daha konvertibil bir para birimi olması sağlanacak ve Yuan’in tüm dünyanın kullandığı ortak bir para birimi olmasının önü açılacaktır,
- Bir çok sektörün devlet tekelinden kaldırılması ile birlikte ülke içerisindeki girişimcilere yeni yatırım alanı oluşturularak ülke ekonomisinin canlılığı koruma adına katkıda bulunacak, bununla birlikte özel şahıslarda bulunan yüksek miktardaki paralar ülke ekonomisine entegre edilerek hem devletin ekonomik yükü azaltılacak hem de finans piyasasında daha fazla para girdi çıktısı oluşması sağlanacaktır,
- Köylü kesimin ikametgâh sorununun küçük ve orta ölecekteki şehirlere taşıma noktasında yapılan yasal kolaylıklar ile çözülmesiyle birlikte Çin ekonomisinin belki de en büyük sorunlarından birisi olan orta sınıfın artırılması hedeflenmektedir. Sağlanan bu kolaylık ile birlikte Pekin, Shanghai, Guangzhou gibi iç kesimlerden aşırı göç alan ve bu göçler neticesinde günden güne yaşanmaz bir hale bürünen büyük şehirlerdeki baskının azaltılması hedeflenmektedir. Ayrıca küçük ve orta ölçekli şehirlere sağlanan kolay ikametgâh ile dışardan gelen nüfus itici bir güç olarak bu şehirlerin kalkınmasında önemli rol oynayıp, Çin’in şuan ki en büyük sorunu olan şehirler arası gelir eşitsizliğinin çözümüne katkıda bulunacaktır.
Özetle tüm bu reformların içeriğinin ekonomik hızı koruma adına atılan adımlar olduğunu görmek kaçınılmaz bir sonuçtur. Nitekim 2014 yılı Mart ayı Ulusal Halk Kongresi toplantısında başbakan Li Keqiang Çin’in ekonomik büyüme hızı hedefini %7.5 olduğunu ifade etmiştir.[8] Dünya Bankası 2014 Haziran ayında yayımladığı raporda ise Çin’in %7.5’lik büyüme hızına ulaşacağı ön görüsünde bulunmuş, özellikle finans alanında yapılacak reformların önemine vurgu yapmıştır.[9] Tüm bu ekonomik hızı koruma adına atılan adımlar şüphesiz aynı oranda bir enerji ihtiyacı gerektirecek ve ülke içi ekonomide olduğu gibi dış ticarette de yeni bir kurgulamayı zorunlu kılacaktır. Bu noktada Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattı oldukça stratejik bir anlam ifade etmektedir. Bu hat ile Çin hem ülke içi ekonomik canlılığı koruma adına gerekli olan enerji ihtiyacını garanti altına alacak hem de bu canlılık ile ortaya çıkan üretime daha geniş pazar imkanı sunacaktır.
Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattın arka planında ortaya çıkan bir diğer sonuç ise güvenliktir. Çin’de 2013 yılı içerisinde 10’u aşkın terörist eylem gerçekleşmiş ve bir çok insan yaşamını yitirmiştir. Xi Jinping’in devlet başkanlığı koltuğuna oturmasının ardından ilk olarak Ülke Güvenlik Konseyi’nin kurması bu açıdan oldukça manidardır. Özellikle ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin ardından Orta Asya’da nasıl bir güvenlik ortamı oluşacağı merak konusu iken, bu durumdan en çok Çin kaygı duymaktadır. Çin içerisindeki ayrılıkçı grupların Taliban ile ilişkisi ve bu grupların Taliban tarafından eğitilmeleri Çin’i kaygılandıran en önemli noktadır. Nitekim bu yıl içerisinde düzenlenen Kunming ve Tiananmen terör saldırılarının organize yapısı ve dış güçlerle bağlantılı olma şüphesi, güvenlik konusunu Çin için daha önemli hale getirmektedir. Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattı ile bölgedeki ülkelerin ekonomik gelişimine katkı sağlanarak, ekonomik geri kalmışlığın Orta Asya’da açtığı güvenlik sorunu onarılmak istenmektedir. Özellikle Arap Baharı sürecinde Çin bunu daha yakından hissetmiştir. Çin içerisindeki doğu ve batı bölgeleri arasındaki gelişmişlik ve gelir eşitsizliğinin oldukça fazla olması Çin’in bu noktada çözmesi gereken en önemli problemlerinden bir tanesidir. Çin kendi içerisindeki Orta Asya sınırına yakın olan bölgeleri lojistik ve ticari üs olarak kullanmak istemekte ve bu bölge ile ülkenin batı kısmı arasında entegrasyonu artırarak kendi içerisindeki olası bir sosyal kargaşanın önüne geçmek istemketedir.
Sonuç;
Küreselleşmenin ulaşım ve teknoloji alanında sunduğu imkanlar, insanlar ve devletler arasındaki etkileşimi daha da yakınlaştırmıştır. Böyle bir arka planda İpek Yolu tarihteki misyonuyla birlikte daha da önemli bir hale gelmiştir. Çin ‘Yeni İpek Yolu Hattı’ söylemiyle hem çıkarlarını korumak hem de uluslararası konumunu yükseltmek istemektedir. ‘Yeni İpek Yolu Hattı’ ile Çin enerji çıkarlarını garanti altına alırken, Çin para birimi olan Yuan’in uluslararası para birimi olmasını hedeflemektedir. Nitekim ülke içi reform paketinde bunun için gerekli olan alt yapı sağlanmıştır. Bu aynı zamanda Çin’in Asya-Pasifik bölgesindeki stratejik vizyonunu kısmen kendi batısında kalan bölgeye kaydırarak uluslararası rekabette ve sorunlarını çözmede zaman kazanması, bunun neticesinde bölgede ve dünyada etkinliğini artırmak istemesidir. Bu açıdan ‘Yeni İpek Yolu Hattı’ bölgesindeki coğrafyanın dünya nüfusunun 3 milyarlık kısmını etkileyecek olması aynı zamanda dünya enerji rezervlerinin önemli bir bölümüne haiz olması itibariyle Çin için önemlidir. Çin Ulusal Savunma Üniversitesi siyasi kurul üyesi Liu Yazhou: ‘Orta Asya Tanrı’nın günümüz Çin’ine sunduğu en büyük ve en zengin pasta dilimidir’[10] diyerek bu önemi vurgulamıştır. ‘Yeni İpek Yolu Ekonomik Hattı’ ile ilgili Çin ve dünya akademik çevrelerince her ne kadar bir çok soru işareti olsa da Çin yukarıda arz ettiğimiz iç ve dış etkenler çerçevesinde aktif bir şekilde bu hattı kurmaya çalışmaktadır.
[1] http://turkish.cri.cn/757/2013/09/27/1s152401.htm
[2] http://cpc.people.com.cn/n/2013/0907/c164113-22840646.html
[3] IEA:中国将成世界最大能源消费和石油进口国, http://news.xinhuanet.com/yzyd/energy/20131127/c_118316449.htm
[4] 朱峰:中国提出新丝绸之路经济带构想, 今日中国, 2013年
[5] 王南:关于中国“西进”的若干思考, 亚非纵横, 2013年第3期
[6] 全面深化改革促进金融转型发展,http://finance.ifeng.com/a/20140414/12109859_0.shtm
[7] 北京大学国家发展研究院:未来十年的中国研讨会, 北京大学, 2012年11月21日
[8] 李克强:经济增长目标定为7.5%兼顾了需要和可能,http://news.ifeng.com/mainland/special/2014lianghui/content-3/detail_2014_03/05/34438750_0.shtml
[9] 世行称中国有望加码政策刺激 以期达到7.5%目标, http://www.ichinastocks.com/US-ChinaStocks/News/2014-06-06/371335.html
[10] 刘亚洲: 西部论, 凤凰周刊,2010年5月8日












